No War - No Refugee
No NATO - No Refugee

Country Information

Here you find background information on Guinea, Iran, Kurdistan, Türkei.

You are here

TARTIŞMA VE PLANLAMALAR

Berlin, 18.10.2012

Refugee March to Berlin, Germany, 3-6/10/2012

Dünkü toplantıda, bugünkü toplantıyı mülteciler ve aktivistlerle birlikte yapacağımız kararını almıştık. Bu sabah, toplantı yerine geldiğimizde toplantının yalnızca mültecilerle sınırlı olacağını duyduk. Bu kararı kim verdi, neye dayanarak verdi bunu anlayamadık. Şimdi bunu tartışıyoruz. Topluca verdiğimiz kararı kimin değiştirdiğini tespit edemedik. Sorgulayan sorularımız karşısında bir cevap alamadık. Kimse bu durumu üstlenmedi. Böylece ortaya bir kriz durumu çıkmış oldu. Şimdi bir kriz toplantısı yapmak için saat ve gün belirlememiz gerekiyor.

Dünkü karardan dolayı buradaki toplantıya katılmak için gelen aktivist insanlar bu karar değişikliğinden rahatsız oluyorlar. Buraya gelmiş olan aktivistler tekrar geri gitmek zorunda kaldılar. Bu durum insanlar üzerinde rahatsızlık yaratıyor. Çünkü insanlar işlerinden güçlerinden vakit ayırıp buraya geliyorlar ve ani karar değişikliklerini duydukları zaman geri gidiyorlar. Bu tip durunmlar insanlar üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor ve moral bozukluklarına yol açıyor.

Biz eylemlerimize ara verdiğimiz zaman içimizde bir belirsizlik oluşuyor ve kafa karışıklıkları oluyor. Bir şey yapmadan, belirsizlik içinde bekleyen insanlar doğal olarak bir rehavet durumu yaşıyorlar.

İnsanlar buradaki işleyişin anti demokratik olduğuna dair şikayetlerini bize ilettiler. Aynı dili bilen insanlar bir araya gelip kafalarına göre karar aldıkları ve bu kararı geriye kalan insanlara dayattıkları zaman doğal olarak çelişki ve şikayetler ortaya çıkıyor. Her ne kadar bu tip durumlara gerekli müdehaleleri yapoyor olsak ta ortaya çıkan moral bozuklukları ve küskünlükleri tam olarak engelleyemiyoruz.

Aktivistlerden ve mültecilerden olan insanlar, buradaki işleyişin anti demokratik olduğuna dair şikayetlerini bize ilettiler. Hepimizi değil ama, mülteciler içinde bir grubun şef kültürüne sahip olduklarını söylediler.

Başka başka coğrafyalardan gelen insanların kültürel alt yapıları ve demokrasi anlayışları aynı değil. Bizim toplantılarda çok açık bir farklılık yaşanıyor. Doğu ve batı kültürünün insanlar üzerindeki farklı etkileri kendisini açığa çıkartıyor. Bu farklar yeme içme alışkanlıklarından, hayatı algılama anlayışlarına kadar birçok şeyi içeriyor.

İnsanların sahip oldukları kültürel farklılıkların nedenini algılayamayan insanlar bazen bu farklılıklardan dolayı çeşitli çelişkiler yaşıyorlar. Mesela, doğu kültürü içinde yetişmiş insanların genel çoğunluğu daha katı bir kültüre sahip olabiliyorlar. Daha hiyerarşik bir algılamayla düşünebiliyorlar. Batı kültü ile yetişmiş insanlar ise daha liberal ve bireysel bir algılamayla düşünüyorlar. İşte bu farklı şekillenmelerin gündelik hayata yanısıması ya da çeşitli işlerin yapılması sırasında uygulanan yöntemlere yansıması bazı çelişki ve çatışkıların yaşanmasına yol açıyor.

Bu güne kadar çeşitli sınıflı sistemler içinde şekillenmiş insanın yeni bir kültür edinmesi, ekonomik siyasal sistemin değişmesiyle mümkün olacaktır. Ama devrim ve komünizmden önce de bizim gerçekleştirdiğimiz mücadeleler sayesinde insanlarda yavaş yavaş da olsa yeni bir kültürün nüvelerinin oluşması mümkündür. İçinde yer aldığımız mücadele tarihi boyunca bu değişimlerin işaretlerini gözlemleyebiliyoruz.

Gündekil yaşam içinde bizim her zaman tartışmak zorunda kaldığımız bazı konular oluyor. Alkol almak, ateş yakmak, kadın erkek ilişkileri, hiyerarşi, yöntem vb. gibi konuları sürekli tartışmak zorunda kalıyoruz. Mesela, çeşitli dini düşüncelerden ve ya diğer kültürel şekillenmelerden dolayı alkol almayan insanlar burada alkol içilmesini istemiyor ve içen insanları engelleyecek davranışlar içine girebiliyor. Ya da tersinden örnek verecek olursak, mesela bazı insanlar vejeteryan ve vegan yemekleri yemeği tercih ediyorsa, diğer insanların da bu şekilde beslenmesini bekleyebiliyorlar. Ancak bizim mücadele ve eylemlerimiz devam ettikçe birbirimizin farklılıklarına saygı göstermemiz gerektiğini öğreneceğiz. Eylem her şeyin çaresi oluyor. Eylemsizlik durumlarında sözünü ettiğimiz çelişkiler öne çıkıyor ama eylem yaptığımız dönemlerde bu tip çelişkiler arka planda kalıyor ve insanlar arasında ortaklaşma ve kaynaşma durumu öne çıkıyor.

Şimdi toplantı düzenleme yöntemi ile ilgili yeni öneriler sunuyoruz. Bundan sonraki toplantılarımızı yaparken önceden saat kaçta ve nasıl yapılacağına dair bir kağıt yazacağız. Toplantıda aldığımız kararları ve saatleri kimse kendi kafasına göre değiştiremeyecek.

Biz eylem yapmadığımız zaman çeşitli fraksiyon tartışmaları ve nasyonalite ya da diğer kültürel farklılıkları içeren sorunlar nedeniyle saflaşmalar oluşuyor. Ama biz eyleme geçtiğimiz zaman, durağanlık dönemlerinde ortaya çıkan tüm sorunların düğüm noktalarına sert bir neşter darbesi vuruyoruz.

Tüm bu deneyimler bize şunu gösteriyor: Biz yöntem sorunlarından tutunda diğer tüm sorunları ancak eylemle çözebiliriz. Çünkü tüm bu sorunların nedeni kapitalist sistemin kendisidir. İşçi, işsiz, yoksul, mülteciler olarak aramızdaki ayrımları yaratan şey kapitalist sistemdir. Biz kapitalist sistemin kendisine karşı hücuma geçtiğimizde aramızdaki tüm yapay ayrımlar yok oluveriyor. Çözüm yöntemimiz budur. Eylem tüm çözümlerin anasıdır. Biz önce eyleme geçiyoruz daha sonra bu eylemden bazı teorik ve pratik sonuçlar çıkartıyoruz.

Biz 7 aydır sokaklardayız, sokakta olmak tüm statükoları ve ezberlenmiş yöntemleri çözüyor. Sokak, hiyerarşiden kaynaklanan sorunları da çözüyor. Nasyonaliteden kaynaklanan sorunları da çözüyor. Demekki bizim sürekli sokaklarda olmamız gerekiyor. Bir sokak tarzını geliştiriyoruz biz. Sokağın diliyle konuşuyoruz. Sokak özgürlük dilidir.

Sokaktan kopuk olanlar bizim yöntemlerimizi anlamakta zorlanıyorlar. Durağanlık dönemlerine girdiğimiz zaman bizim ortamımızda çeşitli fraksiyonlaşmalar oluşuyor.

Önümüzde iki seçenek var: Ya sokakta, eylemde kalarak özgürleşeceğiz, aramıza giren tüm sınırları kaldıracağız. Ya da durağanlaşarak, sokaktan ve eylemden geri durarak içimize çeşitli virüslerin girerek bizi kemirip bitirmesine göz yumacağız.

Eylem kılıcıyla yapay sınırları darbelememiz gerekir. Bize virüs bulaştırmaya çalışan tüm kesimlere karşı eylem kılıcıyla müdahalede bulunacağız.

Bizler, farklı kültürlerden ve farklı dillerden gelmiş olan insanlar sokaklardaki, yollardaki eylemlerimiz sayesinde aramızdaki tüm sorunları çözüyorduk. Aynı şarkıyı farklı dillerden hep bir ağızdan söylemeyi başarabiliyorduk.

Berlin'de gerçekleştirdiğimiz 7 bin kişilik yürüyüşle birbirinden çok farklı kesimleri bir araya getirmeyi ve anti kapitalist, antifaşist saflarda birleştirmeyi başardık. Yeni bir modele ve yeni bir protiğe adım attık.

Şimdi bizim toplantılarımızda kararların bu güne kadar nasıl alındığını, bize yeni katılmış olan insanlara tekrar anlatıyoruz. Yol koşullarında her türlü alehteki faktörlere rağmen biz her gün toplantı yapayı başardık ve her kesin özne olarak bu direnişi sahiplenmesini sağlayabildik. Kararları ortak aldık ve onları ortaklaşa bir şekilde hayata geçirdik. Bundan sonra da işleyişimizi bu şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.

Ortamımızda ilk defa gördüğümüz bazı insanlar, daha önce No Border kampında yaşanan sorunların burada da yaşanacağını söylemelerini biz şaşkınlıkla karşıladık. Onlara burasının bir kamp olmadığını, bizim burada direniş ve isyan gerçekleştirdiğimizi anlattık. Yollarda nasıl kardeşleştiğimizi ve aramızdaki farkların bizi engelleyen değil, bizi güçlendiren bir rol oynamasını sağladığımızı anlattık onlara. Başka kamplarda yaşanmış olan saçma sapan sorunların durup dururken buralara taşınmasını eleştirdik. Onlara çok farklı kültür ve gruplardan binlerce insanı eyleme geçiresilmeyi nasıl başardığımızı anlattık.

Biz gelecek planlamaları üzerinde tartışma ve fikir alışverişi yaparken, federal parlementonun bizimle görüşmek istediği haberini aldık. Diğer yandan Birleşmiş Milletler'den bir kişinin Berlin'e gelmiş olduğunu öğrendik. Bunlarla görüşme mi yapacağımızı yoksa bunlara karşı protesto eylemleri mi örgütleyeceğimize henüz karar vermedik. Bunun için başka bir toplantı düzenleyip karar almamız gerekecek.

İşgal eyleminden sonra bizimle ilgili haber yapan medyanın sayısında bir artış gözlemledik. Eskiden bize burun kıvıran kimi sol yayın organları artık bizimle ilgili haberlere ve bizim yazılarımıza yer vermek zorunda kalıyorlar. Bu alanda da bir izolasyon ve sınır ya da grupçuluk hastalığını kırmış oluyoruz.

18.10.2012
Turgay Ulu
Berlin

Local group: 
Language: 

Der Kampf von Flüchtlingen braucht Geld!

Die Karawane ist maßgeblich auf Spenden angewiesen. Unsere Organisation besteht überwiegend aus Flüchtlingen, die (wenn überhaupt) nur über sehr geringe finanzielle Mittel verfügen. Aus diesem Grunde haben wir 2008 den „Förderverein Karawane e. V.” gegründet. Unser Verein ist als gemeinnützig anerkannt und kann deswegen auf Wunsch Spendenquittungen ausstellen, so dass sie steuerlich absetzbar sind. Wenn bei der Überweisung die Adresse mit angegeben wird, verschicken wir die Spendenbescheinigung automatisch spätestens am Anfang des Folgejahres.

Kontakt: foerderverein(at)thecaravan.org

Unsere Bankverbindung lautet:
Förderverein Karawane e.V.
Kontonummer
: 40 30 780 800
GLS Gemeinschaftsbank eG
BLZ: 430 609 67

IBAN: DE28430609674030780800
BIC: GENODEM1GLS

Events

M T W T F S S
 
1
 
2
 
3
 
4
 
5
 
6
 
7
 
8
 
9
 
10
 
11
 
12
 
13
 
14
 
15
 
16
 
17
 
18
 
19
 
20
 
21
 
22
 
23
 
24
 
25
 
26
 
27
 
28
 
29
 
30
 
31
 
 
 
 

Syndicate

Subscribe to Syndicate