No War - No Refugee
No NATO - No Refugee

Country Information

Here you find background information on Guinea, Iran, Kurdistan, Türkei.

You are here

YÜRÜYÜŞÜN TARTIŞTIRDIKLARI

Bad Belzig, 1.10.2012

Bugün yürüyüşümüzün 24. günü. Dün yazmak için vakit olmadı. Sabah biraz daha erken bir saatte kalktım ve hızlı bir şekilde yazmaya çalışıyorum. Wittenberg'ten sonraki Gross Marzehns diye köylük bir yerde konakladık. Dün gece en soğuk gecelerden biri oldu. Ama buna bir çözüm bulduk. Büyük çadırın içinde bir odun sobası yaktık. Bu soba, soğuğun kırılmasında oldukça etkili oldu. Ama dün gece, yürüyüşümüze yeni katılmış biraz kilolu olan bir arkadaş fena şekilde horluyordu. Körüklü tren gibi ses çıkartıyordu ve bu ses altında uyumak mümkün değildi.

Dün biraz daha kısa bir mesafeyi yürüdük. Konaklayacağımız yer olan Gross Marzehns'e erken geldik fakat Berilin'den gelmiş olan bir arkadaş benimle söyleşi yapmak istedi. Çevirmenimiz politik literatüre yabancı olduğu için iyi bir çeviri yapamadı ama genel olarak anlaştık diyebiliriz. Berlin'den gelmiş olan bu arkadaş yürüyüşümüzle ilgili önemli sorular sordu.

Almanya çapında çok sayıda mülteci kampı var ve bu mülteci kamplarında çok sayıda mülteci kalmaktadır. Ancak bizim bu yürüyüşe katılan mültecilerin sayısı, genel toplam içinde oldukça azınlık bir kesimi oluşturuyor. Arkadaşın sorguladığı noktalardan birisi bu idi. Evet şu anda biz genel toplamın içinde küçük bir topluluğu oluşturuyoruz. Bunun birden fazla nedeni var. Daha önceki yazılarımızda aalında su konulara kısmen değinmiştik. Avrupa'daki mülteci kamplarında kalan insanlar, terkedip geldikleri yerlerde emperyalist haksız savaşlara maruz kalmışlar, diktatörlüklerin baskı ve katliamlarına maruz kalmışlar ve Avrupa ülkelerine can güvenlikleri olmadığı nedeniyle kaçıp gelmişler. Geldikleri yerlerde zaten yeterince korkutulmuşlar. Avrupa'da ölmeden, nefes alıp vermek bile onlar için şükredilecek bir durum haline gelmiş. Buralarda sisteme karşı itiraz ettiklerinde başlarına gene kötü şeylerin geleceğini düşünüyorlar ve kaldıkları mülteci kamplarında boyun eğerek yaşamak zorunda kalıyorlar. Öte yandan Avrupa'ya göç etmiş olan mültecilerin çoğunluğu politik değil, kapitalist emeperyalist sistem günümüz toplumunda çok derin bir apolitizasyon yaratmış durumda. İnsanlar kendi haklarının ne olduğunu ve bu hakları elde etmek için nasıl bir mücadele vermeleri gerektiğini bilmiyorlar.

Dilini, kültürünü, işleyişlerini bilmedikleri bir coğrafyaya kaçıp gelmiş olan mülteciler buralarda bir tecrit hayatı yaşamak zorunda kalıyorlar. Yaşadıkları ülkede, bir yerden biri yere yolculuk yapacak imkanlara sahip değiller. Mültecilere verilen para, onların yaşadıkları mülteci kamplarının dışına çıkmasını imkansız kılıyor. Bazı mülteciler, bizim eylemimize dahil olmayı aklından geçirse bile bunu hayata geçirne imkanlarına sahip değiller. Ancak birileri onlara ulaşım imkanı sağlayabilirlerse geliyorlar, ya da bizim geçtiğimiz yol güzergahında bulunuyorlarsa bazen gelip bize katılıyorlar.

Özgürlük yürüyüşümüze katılan mülteci sayısının yetersiz olmasının bir nedeni de basının bizim yürüyüşümüzle ilgili yaptığı çarpıtma haberlerdir. Bu yürüyüşü yapanların yalnızca bir ülkenin insanları olduğu yönünde haberlerin çıkması ve çeşitli politik kesimlerin bizim yürüyüşümüz üzerinden rant sağlama grişimleridir.

Söyleşi yapan arkadaş, toplumun bizim yürüyüşümüzü nasıl karşıladığını ve bizim toplumdan ne beklediğimizi de merak ediyordu.

Bizim yürüyüşümüze yalnızca mülteciler katılmıyor, aynı zamanda Almanyalı olan insanlar da yürüyüşümüzde yer alıyorlar ve onlar da her türlü faaliyette bulunuyorlar. Ama yürüyüşümüze katılan Almanyalıların da sıyısı yeterli değil. İnsanlar çalışıyorlar, her gün bizimle birlikte yürüme imkanları bulunmuyor. Politika dışında tutulma, manüpüle edilme durumu yalnızca mültecilerin geldikleri coğrafyalara özgü bir durum değil. Kapitalist metropol ülkelerde de insanlar, içinde bulundukları kötü yaşam koşullarına ve sömürü sistemi olan kapitalizme karşı nasıl mücadele edeceklerini bilmiyorlar. Şimdiye kadar Avrupa ülkelerinde bir "sosyal devlet" modeli uygulanıyordu ve işçi sınıfı ve ezilenlerin ağızlarına bir parmak bal sürülmüştü. Bu durum kapitalizme karşı mücadeleyi etkisizleştiren bir rol oynuyordu.

Bizim toplumdan ne beklediğimize gelince, aslında biz onlardan hiç bir şey beklemiyoruz. Bizim dileyiğimiz, Avrupa coğrafyasında yalnızlaştırılmış, nüfusun dörtte üçünün psikolojik tedavi gördüğü bu insanlık dışı yaşam koşullarına karşı bizim gibi mücadele etmeleridir. Kapitalist sistem içinde izolasyona maruz kalan yalnızca biz mülteciler değiliz. Toplumun tüm emekçi kesimleri izolasyon içinde yaşıyorlar. İnsanlar işe gidip gelmek, hafta sonları da içip dansetmekten başka bir hayat tarzına sahip değiller. İnsan denilen varlık yalnızca biyolojik bir varlık değildir. İnsan olmak için yemek, uyumak ve çalışmak yeterli değildir.

Geçtiğimiz hafta, Almanya'nın büyük şehirlerinden olan Köln, Frankfurt, Berlin gibi şehirlerinde işsizliği protesto eden gösteriler oldu. Artık kapitalizmin evrensel, zorunlu krizi Amanya gibi güçlü ekonomiye sahip olan ülkeleri de etkisi altına alıyor. İspanya'da günlerdir sokak eğlemleri sürüyor, İspanya'da kitleler parlementoyu kuşattılar. Avrupa'nın diğer ülkelerinde de kapitalist kriz koşullarının dayattığı kısıtlanmış yaşama karşı tepkiler ve protesto eylemleri gerçekleşiyor. Bizim yürüyüşümüz de aslında bu eylemlerin benzeri bir eylemdir. Dünya çapında sürmekte olan anti kapitalist eylemlerden bağımsız ve kopuk ele almak yanlış olur.

Söyleşi yapan arkadaşın merak ettiği diğer konu da; Amanya'da mültecilerin hareket alanını kısıtlayan yasaların niye var olduğuydu. Evet, Avrupa Birliği her ne kadar serbest dolaşım hakkından söz etsede, her ne kadar diğer demokratik hakların ve insan haklarının varlığından söz etseler de aslında bu söylemlerin gerçekleri yansıtmadığına dair bir kanıttır bu yasalar. Mülteciler buralarda çok yoksul bir hayata mahkum edildikleri için, onların bu yaşam koşullarına karşı olası itirazlarını en baştan engellemeye çalışıyorlar. Ama Avrupa ülekelerinde insanların hareket alanını kısıtlayan yasalar yalnızca mültecilere has bir durum değil. Avrupa'daki yasalar ve toplumsal işleyiş biçimi, tüm toplumu denetim ve gözetim altında tutmayı hedeflemiştir.

Daha önceden Avrupa ülkelerine gelmiş olan göçmenler de bizim eylemimize gerekli pratik desteği vermiyorlar. Daha önceden çeşitli nedenlerle Avrupa ülkelerine göç etmiş olan mülteciler burada pasaport almışlar, bir iş bulmuşlar ve bir araba almışlar. Bu yaşam onlar için yeterli bir dizginleyici olmuş. Onlar, kapitalist sisteme uyum sağlamışlar ve artık kenedilerinin eski durumunda olan insanlara karşı olan destekleri azalmış. Uzun yıllardır Avrupa ülkelerinde yaşayıp da kapitalist hayat tarzını kabul etmeyenlerin sayısı oldukça azdır. Bizim bu yürüyüşümüz, daha önce buraya gelmiş fakat artık eski politik düşüncelerini terketmiş olan, kendi kabuklarına çekilmiş olan insanları da sarsan ve deşifre eden bir rol oynuyor.

Dün sabah, birisinden telefon geldi ve yürüyüşte Türkçe bilen birisinin olup olmadığını sordu. Bu bir gazeteciymiş, röportaj yapmak istiyormuş. Biz yürüyüşümüze başladıktan kısa bir süre sonra bu arkadaş kervanımıza katıldı. Onunla yolda hem yürüdük, hem de röportaj yaptık. Yürüyüşle ilgili ve benim hayatımın geçmiş kesitleriyle ilgili çeşitli sorular sordu. Uzun hapis yıllarını nasıl değerlendirdiğimi sordu. Onun sorularını gerektiği gibi cevaplandırdım. Bu röportajı Evanjelist bir interenet sitesi için yapıyordu ama bu arkadaşın kendisinin dini inancı yoktu. Bir süre bizimle birlikte yürüdü. Daha fazla yürümek istiyordu fakat onun fazla zamanı yoktu. Yolun bir yerinde onu yolcu ettik.

Dün akşamki toplantımız çok uzun sürdü. İnsan bazen aşırı demokrasinin iyi bir şey olmadığını düşünüyor. Bazen aynı insanlar aynı şeyleri defalarca tekrarlayıp duruyorlar. Ama dün akşamki toplantıda tartışılar şeyler oldukça ilginçti. Önceki günkü şehir içi etkinlik ve yürüyüşlerimiz sırasında Almanca "scheise polis" sloganı atılmıştı. Bizim yürüyüşümüze destek veren ve bizimle birlikte yürüyen bir kişi bu sloganın atılmasını doğru bulmuyordu ve bunun polise karşı saygısızlık olduğunu söylüyordu. Aslın böyle bir eylemde bu tip bir düşüncenin savunulması çelişkili bir durumdur. Ama onu dışlamadan polis teşkilatının tüm dünyada kapitalist devletin bir organı olduğu ve sermaye sınıfının militarıst koruyucusu olduğunu anlattık. Bu konunun tartışılması toplantıyı gereğinden fazla uzatmış oldu.

Bu akşam Bad Belzig'de konakladık. Çadırımız mahalle görünümü oluşturan bir tesisin içinde kurulmuştu. Burası da dini bir topluluğun kurmuş olduğu yatma yerinin, internet kafenin ve yemek dağıtılan bölümlerinin bulunduğu bir yer.

Bu akşamki toplantımızda önümüzdeki etkinlikleri nasıl gerçekleştireceğimizi konuşuyoruz. Berlin şehrine yaklaştıkça, özgürlük yürüyüşümüze olan ilgi artıyor. Bize ulaşan bilgilere göre milletvekilleri de Berlin'e yakın noktalardan başlayarak bizimle birlikte yürümeyi düşünüyorlarmış. Ayrıca yolumuz üzerindeki bazı kentlerde ve konaklama yerlerimizde bizimle ilgili bazı etkinlikler planlanmış. Bazı planlamalar bize danışılmadan yapılmış. Bizim adımıza yapılan planlamaların bize danışılmadan belirlenmiş olmasını biz kabul etmiyoruz. İnsanların çeşitli vesilerle bizim eylemimizle ilgilenmeleri kötü bir şey değil ama bu planlamalar bizim adımıza ve bizden habersiz yapıldığı zaman uygun olmuyor. Kimin, hangi amaçla bizim eylemimizle ilgili planlama yapmış olduğunu bilmiyoruz. Dolayısıyla yollarda gerçekleştireceğimiz etkinlikleri biz kendi insiyatifimizde gerçekleştirmek istiyoruz. Planlama yapan insanların bizim irademize saygı göstermeleri gerekiyor. Eylemi yapan biziz ve eylemin aşamalarında gerçekleştirilecek olan etkinlikilerin içeriğini ve biçimini de biz kendimiz belirlemek istiyoruz.

Yürüyüşümüz sırasında işlerin planlaması ve gerçekleştirilmesiyle ilgili izlenecek yöntemleri belirlerken bazen, mülteci ve destekleyiciler gibi bir ikili görünümün oluşmasına yol açıyor. Ama biz bu sorunları tartışarak ortak duruşumuzu korumaya çalışıyoruz.

Bu akşamki toplantımız sırasında Bayden'den 4 yeni mülteci yürüyüşümüze katılmak için buraya geldiler. Onları alkışlarla karşılayarak hoşgeldinde bulunduk.

Bu gün konaklayacağımız yere biraz erken geldik. Kestirme yollardan yürüdük, tarlaların içinden ve ormanlardan geçtik. Erken gelmek istememizin nedeni, buradaki mülteci kampına baskın düzenlemekti. Mülteci kampına gittiğimizde bu kamptaki mültecileri Almanca kursu yaparken bulduk. Kapalı olan kapıyı açtığımızda karşımıza kurs öğretmeni çıktı ve neden burada olduğumuzu sordu, biz de ona yürüyüşümüzle ilgili bilgi verdik. Kursun bitiş saatine kadar kampta bekledik ve oradaki mültecilerle sohbet etme imkanı bulduk. Yalnızca bir tane Türiyeli varmış, o da kampta sıkılmış ve Köln'e gitmiş. Kampta en fazla Afganistanlılar varmış. Bunun yanında, Suriyeli, İranlı, Iraklı olanlar ve Afrikalı olanlar da vardı. Onlara bildiri ve gazetelerimizi dağıttık. Yürüme nedenimizi anlattık. Pakistanlı bir mülteci elimdeki özgürlük yazan pankartı alıp taşıdı.

Berlin şehrine yaklaştıkça Berlin'den gelen ziyaretçilerimizin sayısı artıyor. Değişik kurumlardan, partilerden, derneklerden gelen ziyaretçilerimiz oluyor. Tek tek bizim yürüyüşümüzü desteklemek için gelenler oluyor.

Bu gün mülteci kampı ziyareti sırasında alışılmışın dışında kıyafetler giymiş olan birisiyla tanıştık. Adamın elinde değişik bir asa vardı. Bu kıyafetlerin ne anlama geldiğini sorduğumuzda bunun hikayesini bize anlattı. Bu kıyafeti tahta evleri yapanlar giyiyorlar. Bunlar evleri yaptıktan sonra 3 yıl gezmeye çıkıyorlar. Almanya'ya özgü böyle bir kültürel gelenek varmış.

Bugün ziyaret ettiğimiz kampta kamp yöneticilerinin olumsuz yaklaşımlarına karşı tepki gösteren arkadaşları, gene bizimle birlikte yürüyen bir arkadaş uyarıda bulunmuş. Toplantımızda bu durumu da ele aldık ve ırkçılara karşı gösterilen tepkinin haklı bir tepki olduğunu anlatmaya çalıştık. Sınıf bilinci tam oluşmamış insanlarla, yaşam tarzından dolayı sınıfsal refleksler oluşturmuş insanların davranışları arasında çelişkiler oluşuyor. Ama bizim yürüyüşümüz yavaş yavaş insanlarda bir bilinç değişimine yol açıyor. Karşılaştığımız her pratik durum sınıf bilincinin oluşmasına katkı sağlıyor.

Bu akşamki toplantımız devam ederken birden bir kriz ve kaos durumu patlak verdi. Zirayet ettiğimiz kamptaki kamp yönetiminden birine bize destek veren aktivistlerden biri faşist vb. şeyler söylemiş. Diğer bir aktivist de bu davranışa karşı çıkmış. Bu iki davranışı gerçekleştirenler birbirlerine karşı sert çıkışlar yaptılar ve toplantımız kısa bir süre için sekteye uğradı. Ama kısa sürede durumu yeniden normal toplantı düzenine soktuk. Tartışmayı sürdürüyoruz. Evet olaylar karşısında her kesin algısı ve refleksleri aynı olmuyor. Sınıfsal bilinç tam oluşmamış insanlar arasında bu tip sorunların çıkması önemli. Ama bizim için asıl önemli olan birliğimizin ve eylemimizin bu tip çelişkilerle zaafa uğramamasıdır. Politik deneyimler yetersiz olduğu için bu tip çelişkiler ortaya çıktığında insanlar seslerini yükseltip birbirlerine karşı fiili müdehaleye kalkışıyor. Ama biz böyle bir fiili durumun gelişmesini önledik. Durum üzerine tartışma ve fikir alış verişi yürütmeye devam ediyoruz. Öğrendiğimize göre, bu tip gruplaşma ve çelişkilerden dolayı eylemi terkedip giden bir aktivist olmuş. Ayrıca, direnişi terkedip gitmeyi düşünenler de varmış.

Özgürlük yürüyüşümüz, hem sınıfsal saflaşmalara yol açıyor. Hem de bilinç dönüşümlerine yol açıyor. Tartışarak birbirimizden öğreniyoruz.

1.10.2012
Turgay Ulu
Bad Belzig

Language: 

Der Kampf von Flüchtlingen braucht Geld!

Die Karawane ist maßgeblich auf Spenden angewiesen. Unsere Organisation besteht überwiegend aus Flüchtlingen, die (wenn überhaupt) nur über sehr geringe finanzielle Mittel verfügen. Aus diesem Grunde haben wir 2008 den „Förderverein Karawane e. V.” gegründet. Unser Verein ist als gemeinnützig anerkannt und kann deswegen auf Wunsch Spendenquittungen ausstellen, so dass sie steuerlich absetzbar sind. Wenn bei der Überweisung die Adresse mit angegeben wird, verschicken wir die Spendenbescheinigung automatisch spätestens am Anfang des Folgejahres.

Kontakt: foerderverein(at)thecaravan.org

Unsere Bankverbindung lautet:
Förderverein Karawane e.V.
Kontonummer
: 40 30 780 800
GLS Gemeinschaftsbank eG
BLZ: 430 609 67

IBAN: DE28430609674030780800
BIC: GENODEM1GLS

Events

M T W T F S S
 
1
 
2
 
3
 
4
 
5
 
6
 
7
 
8
 
9
 
10
 
11
 
12
 
13
 
14
 
15
 
16
 
17
 
18
 
19
 
20
 
21
 
22
 
23
 
24
 
25
 
26
 
27
 
28
 
29
 
30
 
31
 
 
 
 

Syndicate

Subscribe to Syndicate