You are here

NEDEN BERLİN'E YÜRÜYORUZ

Warum wir nach Berlin laufen

Evet, 8-9-2012 tarihinde Almanya'nın Würsburg şehrinden Berlin şehrine doğru bir protesto yürüyüşü yapacağız. Bize "neden yürüyorsunuz" diye soruyorlar. Yürüyoruz çünkü özgürlük ve saygınlık istiyoruz. Aylardan beri sürdürdüğümüz protesto, boykot, açlık grevi gibi eylemleri yeni bir boyuta taşıyoruz. Bu sefer yaklaşık bir ay sürecek olan bir uzun yürüyüş başlatıyoruz. Bizler devrimci mülteciler olarak kapatıldığımız kamplarda daha önce de değişik eylemlerle sesimizi duyurmaya çalışmıştık.

Bu sefer Berlin'e yürüyoruz çünkü iktidar orda. Tarihteki tüm özgürlük yürüyüşleri özgürlüleri kısıtlayanların iktidarlarını temsil eden noktalara doğru gerçekleşmiştir. Biz de oraya onların iktidar merkezlerine doğru yürüyoruz. Somut taleplerimiz biliniyor. İzolasyonun kaldırılmasını, mülteci kamplarının kapatılmasını, mülteciler için yalnızca Almanya'da geçerli olan ikamet zorunluluğunun kaldırılmasını, bizleri her yüz yüze geldiğimizde aşağı sınıf olarak gösteren gutsceinlerin kaldırılmasını, iltica başvurularının yıllarca sürüncemede bırakılarak bizleri yıpratma çalışmalarına son verilmesini, fronteks uygulamasıyla yollarda mülteci ölümlerine son verilmesini, mültecilerin kapitalist-emperyalist savaş ve diktatörlük ortamlarına iade edilmesinin durdurulmasını istiyoruz.

İnsanları yerlerinden yurtlarından eden savaşları biz başlatmadık. İnsanların ve doğaanın katledildiği silahları biz üretmedik. Bizler gönüllü olarak göç etmedik. Terketmek zorunda kaldığımız yerlerde bize yaşam hakkı tanınmadığı için kaçtık. Geldiğimiz Avrupa ülkelerinde de bizlere yaşam hakkı tanımayanlara karşı mücadele etmek zorundayız. Başka türlü insanca yaşam koşullarına kavuşmamız mümkün değildir.

Daha dün Berlin'e gitmek için yetkililerden izin istedim fakat bana izin vermediler. Üstelik neden bize dolaşım hakkı sağlanmadığını sorguladığım için beni kollarımdan tutup büronun dışına attılar. Evet onlar her yeri işgal etmişler. Avrupa Birliği'nin serbest dolaşım hakkı yalanına isteyen inanmaya devam edebilir. Ama biz bu yalanı görüyoruz. Ama yürüyeni ve tarihi yürüten baldırı çıplakları kim durdurabilir. Onları Roma setleri durduramadı da şimdi ikamet zorunluluğu uygulaması mı durduracak. Biz yürürüz yol olur ve sınırlar fiilen geçersiz kalır.

Bizi hapsettikleri izolasyonu parçalamak için yürüyoruz. Tüm işçi ve emekçi, ezilen, sömürülen, dışlanan kardeşlerimize sesleniyoruz. Kapitalizm gelecekte hepinizi hapsetmeyi düşünüyor. İşsiz kalan nüfusu ancak kamplara kapatarak etkisizleştirmeyi planlıyor. Biz bu planı şimdiden teşhir etmek için yürüyoruz.

Yalnızca yürümekle kalmıyoruz. Kendi aramızda dayanışma ve altarnatif ortakçı hayatın nüvelerini deniyoruz. İzolasyon ve yalnızlaştırılarak yok edilmeye çalışılan insani yanlarımızı diri tutmanın uğraşını veriyoruz. Ortak yaşam kampları kurarak yeteneklerimizi geliştirmeye ve başka türlü bir hayatı nasıl yaratabileceğimizi deniyoruz. Bu kamplarda teorik ve pratik olarak birbirimizin gelişmesine katkıda bulunuyoruz. Her birimiz diğerinde eksik kalmış olan yanların gelişmesi için katkıda bulunmaya çalışıyor.

Daha dün Türkiye sularında 60 mülteci boğularak can verdi. Meriç nehrinin cesetlerle dolu olduğunu gördük. Atina sokaklarında insanların dilendiklerini gördük. Genç kadınların yollarda bedenlerini satmak zorunda kaldıklarına tanık olduk. Hamile kadınların polis tarafından dövüldüğüne ve göçmenlerin her türlü aşağılanmaya tabi tutulduklarına tanık olduk. Susarak bu suçlara ortak olmak istemiyoruz.

Susalım diye bizi hapsetmekle yada iade etmekle tehdit ediyorlar. Daha dün bir arkadaşımızı ikamet yasağını çiğnediği için göz altına aldılar. Bizi hapisettikleri kafeslerde susmaya ve çürümeye mahkum etmek istiyorlar.

İzolasyon içinde bekleyerek çürümektense yürüyerek özgürleşmek istiyoruz. Yürümek özgürleştirir. O zaman haydi yürüyelim bakalım nice olursa olsun.

7-9-2012

Language: