You are here

DİREENİŞİN DELİLERİ

4.12.2012

Akıllı olamkla deli olmak arasındaki farkın ne olduğu ve hangisinin iyi olduğu hep tartışılagelmiştir. Toplumda deli diye adlandırılan insanlar genelde sistematik kurallar dışında yaşayan insanlardır. Kurulu düzenin oluşturmuş olduğu kurallara ve değer yargılarına uymayanlar deli diye adlandırılıp o taplumdan dışlanırlar.

Egemen sistemlere başkaldıranların hepsi deli diye adlandırılmıştır. İsyan hareketlerinin tanımlamasına göre ise delilerimiz bizim esaslı savaşçılarımızdır. Onlar bu egemen sistemlerin belirlemiş olduğu değer yargıları ve kurallara aykırı yaşayarak isyan ederler.

Direniş alanımızdaki ateşin başında bekleyen ve sürekli burada karşılaştığımız renkli kişilikler var. Bunların yaşları genelde ortanın üstünde. Her birinin farklı farklı hayat hikayeleri var. Beyaz uzun sakallı ve üzerinde hep uzun siyah pardüsesü olanın adı Max'mış. Max, bugün çok sinirlenmişti. Hızlı adımlarla ateşin yanındaki sandalyeyi kaptığı gibi çöp bidonunun yanına gitti. Sandalyenin üzerine çıktı ve çöpteki eşyaları yere boşaltmaya başladı. Bir yandan eşyaları yere boşaltıyor ve bir yandan da kızgın bir tonda söyleniyordu. Ama eşyaları rastgele atmıyordu. Plastikleri sağa, kağıtları sola ve diğerlerini de başka yönlere boşaltıyordu. Max, bir süre çöpteki eşyaları yerlere atmayı sürdürdü. Sonra üstüne çıktığı sandalyeyi eline aldı ve hızlı adımlarla ateşin başına döndü. Max, bir şeye kızmıştı. Diğer delilerimiz de onu teselli etmeye çalışıyordu.

Kısa beyaz sakallı olan delimiz Yugoslavyalıymış. Ailesinden kopmuş, çocuklarını kaybetmiş. Eskiden ekonomik durumu iyiymiş. Evi ve işyeri varmış hepsini kaybetmiş. Ateşin başndayız. Bütün deliler olarak bir alkol tartışması başladı aramızda. Yugoslavyalı olan delimiz alkolü seviyor. Bu gün içip sarhoş oluyorum ama önemi yok diyor, yarın tekrar her şey yoluna giriyor diyor. Beyaz uzun sakallı olan Max, bu duruma karşı çıkıyor. O zaten bu gün biraz sinirli. "Ben doktorum alkol iyi bir şey değil, içiyorsun sonra komalık olup hasteneye kaldırılıyorsun" diyor. Max'ın tırnakları hep uzun oluyor. Tütün sarıp sigara içmekten dolayı parmaklarının ucu ve bıyıklarıyla sakalları hep sarı tütün rengi almış.

Gözlüklü, siyah sakallı olan delimiz biraz eğilerek yürüyor. Sessiz bir şekilde kendi kendisine konuşuyor. Cebinden çıkardığı tütün tabakasını diğer delimize veriyor. Yugoslavyalı olan delimiz elbise çadırından kendisi için bir deri kaban bulmuş. Kendi montunu çıkardı ama onu koyacak yer bulamadı. Gözüklü olanı ona içerden bir poşet getirdi ve montunu poşetin içine koymasını söyledi. Gözlüklü olan Arapça biliyor.

Max, beni gördüğü zaman "efendim, beyefendi, nasılsınız" diye soruyor. Bir diyalog kuruyor ve her sözünün sonunda mutlaka gülüyor. Dişleri de sakal, bıyık ve parmak uçları gibi sarı bir renk almış.

Delilerimiz artık direniş alanımızın demirbaşları olmuşlar. Politik ortamdan etkileniyorlar. Bu gün ateş başında bir faşizm tartışması başladı. Max, nazilere kızıyordu. Belki de kendi eşyalarını çöpe attığını düşündüğü birilerine nazi diyordu. Yugoslavyalı olan ise ona nazilerin kötü insanlar olmadığını söylüyordu. Kendisinin bir nazi arkadaşı olduğunu söyledi. Ama Yugoslavyalı bunu Max'a takılmak için söylüyordu ve bir yandan da gülüyordu çünkü Max bu sözlere çok kızıyordu ve Yugoslavyalı onu kızdırmak istiyordu.

Bir kaç gündür yemekhanede bulunan koltuğun üzerinde aynı noktaya oturan bir adam var. Bu adamın üzerinde deri bir mont var. Sırtında çantası ve kollarında zincirler olan bu adam Gürcü. Ama bir kaç dil biliyor. Türkçe de biliyor. Benim Türkçe konuştuğumu duyduğu zaman diyaloğa geçti. "Siz ne yapıyorsunuz burda" dedi. Ona direnişimizi anlattım. "Akılsızsınız" dedi bana. Bizim kafamızın çalışmadığını söyledi. Bu Gürcistanlı'nın başından epey macera geçmiş. Bir süre İsrail hapishanelerinde kalmış. Kendisinin hapiste ikiyüz kişiye baktığını anlatıyor. İsterse bize çok yardımı olabileceğini söylüyor. Ama şimdilik sesimi çıkartmıyorum diyor. Bu Gürcistanlı, mutfak çadırında oturmuş olduğu koltuğun üzerinde bazen uyuyakalıyor.

Ateşin başında deli deli sohbet ederken uzun boylu, başında hoter bulunan, saçları uzun bir adam geliyor. Adamın elinde bir şarap şişesi var. Sırtında beyaz ve geniş bir çantası var. Yanımıza oturuyor. Adam Polonyalıymış. Elindeki şaraptan her kese ikram ediyor. Ateşin başında bulunanlardan bazıları birer bardak şarap içiyor.

Bu gece kar yağdı. Uyuduğumuz çadır çok soğuktu. Bir yandan da iki delimiz kısa aralıklarla sürekli konuştular. Bizi uyutmadılar. Yugoslavyaca konuşan bu gece bir şeyi kafasına takmıştı. Kızarak ve bağırarak sürekli konuşuyordu.

Dersim'de deliler öldükten sonra onların heykellerini yapıyorlar. Belki biz de direniş alanımızda bulunan delilerin heykellerini yaparız. Ateş başında oturmuş deli deli sohbet eden, uzun beyaz sakallı farklı görünüm ve giyimleri olan bu insanlarımızın heykelleri Oranienplatz'a pek güzel yakışır.

4.12.2012
Turgay Ulu
Berlin

Language: 
Local group: