Skip to main content
Home

Main navigation

  • english
  • deutsch
  • francais
  • فارسی
  • türkçe
  • Home
User account menu
  • Log in
contact us | Berlin | Bielefeld | Bremen | Hamburg | Jena | Wuppertal
Find out what's going on in Berlin, Bremen, Göttingen, Hamburg, Jena, NRW, Nürnberg, Bramsche-Hesepe

Breadcrumb

  1. Home

SAVAŞ VE İZOLASYONU PROTESTO MİTİNGİNDE BİZ DE VARDIK

By kandolo, 1 November, 2012

Hannover, 1.11.2012

Deutsche Übersetzung: AUCH WIR HABEN GEGEN KRIEG UND ISOLATION PROTESTIERT

Berlin'deki direniş çadırlarımızda artık yalnızca mülteci problemleriyle ilgili eylemler değil, tüm toplumsal ve sınıfsal problemlerle ilgil eylemlerde de yerimizi almaya başladık. Bir hafta öncesinden, T.Erdoğan ve A. Merkel görüşmesini protesto eylemi yapılacağı bize iletilmişti. Genelde Türkiyeli muhalefet kurumlarının organize ettiği bu eyleme biz de katılma kararı aldık.

Türkiye başbakanı T. Erdoğan önce bir Türkiye büyük elçiliğinin açılışını yaptı. Daha sonra da A. Merkel ile görüştü. Bu görüşmenin yapıldığı gün, görüşmenin yapılacağı parlementoya yakın olan Barnderburg'ta bir eylem gerçekleştirildi.

Türkiye'nin gündeminde şu anda iki ana konu var. Birincisi hapishanelerde politik tutsakların yapmış olduğu ve bugün 51. gününe erişen açlık grevleri, ikincisi de Türkiye'nin Suriye ile savaşma olasılığıdır. Dolayısıyla dün gerçekleştirdiğimiz mitingin ana teması savaş ve izolasyon karşıtlığıydı.

Dün sabah saatlerinde direniş çadırlarımızın olduğu Oranien platzda toplandık. Özgürlük yürüyüşümüzün slogan ve taleplerinin yazılı olduğu iki büyük pankart aldık ve yürüyüşün sembolü haline gelen, üzerinde on dilde özgürlük yazan bayrağımızı da alarak eyleme katılmak için yola çıktık. İnfo çadırından grup biletlerini alarak tramvayla yola çıktık. Tramvayda bulunan insanların bu eyleme gittiği anlaşılıyordu. Aralarında Türkçe konuşan insanlarla diyaloğa geçip o günkü yrüyüşle ilgili görüşlerini aldık ve biz de kendimizin kim olduğunu ve neler yapmakta olduğumuzu kendilerine anlattık. Hem bir hafta öncesinden ve hemde yolda karşılaştığımız insanlara bu eyleme kaç kişinin gelebileceğini soruyordak. Bazıları onbin diyorlardı bazıları da 20 bin kişinin gelmesini beklediklerini söylüyorlardı.

Eylem yerine yakın olan tramvay istasyonunda indikten sonra biz pankartlarımızı açtık ve sloganlar eşliğinde yürümeye başladık. Toplanma yerine varmadan önce polis bizim kartejin önünü kesti ve bu eylem için yürüyüş izni olmadığını söyledi. Biz zaten toplanma yerine yakın bir mesafede bulunuyorduk. Polisler bizim pankartalarımızda yazan sloganları kaydediyorlardı. Kısa bir tartışmanın ardından kitlenin toplandığı alana doğru yürümeye devam ettik. Buradaki meydanda açlık grevi yapan arkadaşlarımızın yanına gittik önce, orada birbirimize sarıldık biraz sohbet ettik ve ardından toplanma yerine gittik.

Toplanma yerinde büyük bir sahne kurulmuştu. Kimsede pankart yoktu. Eylem komitesi pankart getirilmesini istememişti. Alanda yalnızca bizim pankartlarımız vardı. Eylem sorumluları bizim pankartları incelediler. Onlara mülteci olduğumuzu söyledik ve Berlin'e gelmek için 600 km yürüdüğümüzü anlattık. Bizim pankartlarda her hangi bir parti ya da kurum ismi yazmıyordu. Görevliler bizim pankartlarımıza bir yasak getirmediler. Zaten sarı renkli özgürlük bayrağımız meşru bir bayraktı ve kimse ona itiraz etmiyordu artık.

Alana bizden önce gelmiş olan insanlar bizim korteji görünce biraz şaşırdılar. Çünkü biz siyah, sarı, esmer renkli insanlar bir kortej oluşturmuş yürüyorduk. Özellikle siyahi arkadaşların böyle bir eyleme katılmış olması alanda bulunan insanların dikkatlerini çekmişti. Biraz ezberleri bozulmuştu.
Beklenilen sayıda kitle bu eylemde yoktu. Bizim gözlemlerimize göre 3 bin ve en fazla 4 bin kişi vardı. Bu eylemi örgütleyen kurum sayısı oldukça fazla olmasına karşın eyleme katılım düşüktü. Hafta içi olması katılımın düşük olmasının bir nedeniydi. Diğer bir neden ise eyleme kitle getiren kurum Alevi derenkeleriydi, diğer imzacı kurumlar alana fazla kitle getirmemişlerdi.

Kürsüden Emekçi, Frhat Tunç gibi sanatçılar türküler ve marşlar seslendirdiler. Diğer yandan Die Linke partisinden yetkililer konuştular. Biz de mülteciler olarak ve özgürlük yürüyüşümüz adına konuşma talep ettik. Talebimiz olumlu karşılandı fakat bizim konuşmamız için gerekli zaman ayarlanmadı. Bizim direnişimizle ilgili açıklama ve bilgilendirmeyi Die Linke partisinden birisi yaptı. Biz kendi sözümüzü kendimiz söylemek isterdik. Ama bunu sağlamadılar.

Alanda farlılık oluşturan görüntümüz ve pankartlarımız insanların merağına mazhar oluyordu. İnsanlar bizim kim olduğumuzu soruyorlardı. Bu arada güzel bir süpriz daha oldu. Bandista müzik grubundan bir arkadaş alana geldi. Hemen tanıdık birbirimizi ve sarıldık. Kısa bir sohbet yaptık. Arkadaşlar o gün İstanbul'a dönüyorlardı. Onunla direnişimizin seyri ve izlenen taktikler üzerine sahbet ettik, görüş alışverişinde bulunduk. Onlarla İstanbul'a, kavgamızın şehrine devrimci selamlarımızı ilettik. Gerçekleştirdiğimiz direnişin önemine dikkat çekti Bandista'dan arkadaş. Biz Bandista'yı sıcak ve olumlu bulduk. Onlar da bizi yoldaş gördüler. Sarılarak vedalaştık onlarla. Ayrıca İstanbul'dan gelmiş başka bir arkadaş daha vardı. İstanbul'a döndüğünde bize oradan selam gönderdi.

Eylem yerinde çok sayıda hapishane arkadaşımla karşılaştım. Hemen tanıdık birbirimizi, hasret giderdik. Bunlar içinde bizim uzun erimli direnişimizi duyan da olmuş duymayan da olmuş. Direnişimiz devam ettikçe duymayanlara da seslerimizi ve ne yapmak istediğimizi duyurmuş oluyoruz.

Eylemin finali Ferhat Tunç'un ve sahnedekilerle izleyicilerin hep birlikte seslendirdikleri Çav Bella oldu. Alandan biraz uzakta bulunan arkadaşlar bu müziği ve sözleri duyunca hemen koşup geldiler. Çünkü biz yollarda bu şarkıyı çok söyledik ve artık arkadaşların kulağına yerleşti. Bizim şarkımız söyleniyordu. Biz de birbirimize bakıp güldük. Uzun yürüyüşümüzdeki yaşadığımız neşeli anlar gözümüzün önünde canlandı.

Eylem bittiğinde ben alana gelen bir otobüsle kayıtlı bulunduğum mülteci kampına mektuplarımı ve diğer gelişmeleri kantrol etmek için gittim. Otobüste bulunan mikrofondan o günkü eylemle ilgili görüş ve eleştirilerimizi dile getirdik. Karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Yürüyüşümüzü ilk defa orada duyanlar oldu. Bazı arkadaşlar kontak kurmak istediklerini söylediler ve onlarla gerekli kontakları kurduk. Eylemimizi ve otobüste yaptığımız değerlendirmeyi beğendiler. Devrimci hareketin bölünmüş yapısına biraz değindik bu konuşmada. Ortak hareket etmenin önündeki engeller üzerine sohbetler yaptık.

Kayıtlı bulunduğum mülteci kampında sorun çıkardılar. Benim iki aydır nerede olduğumu sordular, ben de onlara gezmeye gittiğimi söyledim. Bulunduğum yeri terk edemeyeceğimi söylediler. Mülteci kampında bulunan yetkili bana gelmiş olan mektupları vermemekte direniyor hala. Elinden geldiği kadar mektupları bana teslim etme işini uzatıyor ve benim direniş alanına hızla geri dönmeme engel oluyor. Almanca olarak bildiğim tüm kelimelerle tartışıyoruz, kelimeler bittiği zaman ise karşılıklı olarak sert sert bakışıyoruz.

Hanover kentinde yeni tanıştığımız devrimcilerle bir gece geçirdik. Onların ve benim ortak tanıdığımız olan hapishane arkadaşlarını andık birlikte. Eski günlerde yaşanmış olan trajik ve komik mücadele anlarını andık. Hapishanelerden gerçekleşitirilen firar eylemleri üzerine sohbetler yaptık.

Bizi izolasyona hapsetmek isteyenler gene önümüze evrak engelleri çıkartıyorlar. İnsanlara evraklarla ve bürokrasi ile uğraşmaktan başka bir hayat hakkı tanımıyorlar. Bu engelleri kıran bizleri ise çeşitli cezalara çarptırıyorlar. Hiç birimizin tek tek özgürleşme şansı bulunmuyor. Ya hep beraber özgürleşeceğiz ya da hep beraber izolasyon sistemi içinde yaşamaya devam edeceğiz.

Berlin'de yeni tanıştığımız bir arkadaş benim yürüyüşte çekilmiş bir fotoğrafımdan kara kalem çizim yapmış. Altına da "baldırı çıplaklar olarak sokaklara indik" yazısını yerleştirmiş. Hep birlikte resmi inceleyip gülüştük.

Brandenburg'da sokakta açlık grevi yapan arkadaşlara üç adet otobüs vermişler ve şu anda arkadaşlar otobüste eyleme devam ediyorlar. Oranien platzdaki direniş çadırlarımız da var olmaya devam ediyor ve biz yeni eylemler için hazırlıklar yapmaktayız.

Yeni tanıştığımız bir dernek, mülteciler ve göçmenlerle ilgili Türkçe olarak benimle birlikte bir toplantı gerçekleştirmek isitediklerini ilettiler. Benim için ugunsa hemen hazırlaklara başlamak istediklerini söylediler. Elbette önemli bir aksilik çıkmaz ise bu toplantıyı memnuniyetle gerçekleştireceğiz. Hem direnişimizi ve görüşlerimizi onlarla paylaşmış olacağız ve hem de onların görüş ve önerilerinden öğrenmeye çalışacağız. Tek tek gerçekleşen direnişlerimizi ne kadar genelleştirmeyi başarabilirsek o kadar mücadelemizin gelişme ve genişleme şansı olur.

1.11.2012
Turgay Ulu
Hannover

activity
Tent Action 2012
Local group
Berlin

Der Kampf von Flüchtlingen braucht Geld!

Die Karawane ist maßgeblich auf Spenden angewiesen. Unsere Organisation besteht überwiegend aus Flüchtlingen, die (wenn überhaupt) nur über sehr geringe finanzielle Mittel verfügen. Aus diesem Grunde haben wir 2008 den „Förderverein Karawane e. V.” gegründet. Unser Verein ist als gemeinnützig anerkannt und kann deswegen auf Wunsch Spendenquittungen ausstellen, so dass sie steuerlich absetzbar sind. Wenn bei der Überweisung die Adresse mit angegeben wird, verschicken wir die Spendenbescheinigung automatisch spätestens am Anfang des Folgejahres.

Kontakt: foerderverein(at)thecaravan.org

Unsere Bankverbindung lautet:
Förderverein Karawane e.V.
Kontonummer
: 40 30 780 800
GLS Gemeinschaftsbank eG
BLZ: 430 609 67

IBAN: DE28430609674030780800
BIC: GENODEM1GLS

Secondary menu

  • Help
  • Impressum

10-Jähriges Jubiläum der Karawane

Sammlung aller texte zum 10 jährigen Jubiläum der Karawane all texts of the 10-years anniversairy of the CARAVAN for the rights of refugees and migrants