You are here

İZOLASYONA KARŞI DİRENİŞİN ÖNEMİ

20.12.2012

Mülteci direniş hareketimizin izolasyon sistemine karşı sekiz aydır sokaklarda her türlü mücadele yöntemini ve aracını kullanarak gerçekleştirdiği direniş devam ediyor. Yürüyüş, işgal, açlık grevi, basın açıklaması vb. gibi bir çok mücadele yöntemini denedik. Denediğimiz her mücadele yönteminden çeşitli deneyimler edindik. Bu deneyimlerin bir kısmı olumlu deneyimlerdi. Ama bu mücadele yöntemleri deneyimlerinden bir kısmı da olumsuz deneyimlerdi. Ancak yaşamdaki her olguda olduğu gibi, mülteci direniş hareketimizin sadece pozitif yanları yoktur. Pozitif ve negatif yanlar bir arada bulunuyor ve biz bu iki yanıda açıkça görmek ve dile getirmek zorundayız. Mülteci direniş hareketimizle ilgili olarak bu gündelik metinleri okuyanlar iyi bilirler ki biz, olumlu ve olumsuz deneyimlerimizi açıkça tartışıyoruz ve bunlardan gelecek için sonuçlar çıkartmaya çalışıyoruz. Olumlu yanlarımızı sahiplenip, olumsuz yanlarımızı başkalarının üstüne atamayız. Mücadele ve hareket bir bütündür, bu mücadele içindeki pozitif ve negatif yanlar da bizimdir, bunun sorumluluğunu üstleniyoruz. Bu konudaki her eleştiri ve öneriye açığız. Negatif yanlarımızla ilgili olarak her kim ki bir eleştiri ve öneride bulunursa bunu dinlemeye, anlamaya ve kendimizi değiştirmeye hazırız.

İzolasyon sistemi yalnızca mülteci kamplarında uygulanan bir sistem değil. Öte yandan gene söylemek gerekir ki izolasyon sistemi yalnızca hapishanelerde uygulanan bir sistem değildir. Bu nedenledir ki, izolasyona karşı mücadele yalnızca mültecilerin mücadelesi ya da yalnızca hapistekilerin mücadelesi değildir. İzolasyona karşı mücadele anlık bir mücadele de değildir. Çünkü izolasyon sistemi kapitalist sistemin yapısal bir özelliğidir. İzolasyona karaşı mücadele kapitalizme karşı mücadeleden bağımsız olarak ele alınamaz. İzolasyona karşı mücadeleyi bir anda yapılıp bitirilecek ve sonuç alınabilecek bir mücadele olarak ele almak bizi yanılgılara sürükleyebilir.

Mülteci direniş hareketimizde yer alan bir grup arkadaş, çabuk sonuç almak düşüncesiyle açlık grevine erken bir zamanda başladılar Ancak bu konuda yaptığımız açık tartışma ve görüş alışverişleri sayesinde açlık greviyle hemen sonuç alma beklentisinin hatalı bir bekleneti olduğu denenerek anlaşıldı ve iki deneme sonucunda açlık grevine son verildi, arkadaşlarımız yeniden uzun erimli olarak düşündüğümüz direniş mevzilerine geldiler. Ama açlık grevi eyleminin direnişimizin geniş çevreler tarafından duyulması ve kamuoyunun oluşması açısından da olumlu bir etkisi oldu. Bu denemeyle, izolasyon sisteminin bir çırpıda, bir eylem yöntemiyle ortadan kaldırılamayacağını, bunun bir sistem sorunu olduğunu biraz daha iyi kavramış olduk. Şimdi kendimizi hemen sonuç almaya göre değil, uzun erimli bir mücadeleye göre hazırlamamız gerektiğini kavramış bulunuyoruz.

İzolasyon sistemine karşı sokaklarda direndiğimiz için ve toplumsal kesimleri harekete geçirdiğimiz için sistemin kolluk kuvvetleri bize vahşice saldırdılar. Bize karşı her türlü şiddet aracını kullandılar. Ancak direnişimizi bitiremediler ve mücadelemiz devam ediyor.

İzolasyon sisteminin hapishane ayaklarında gerçekleşen direnişler daha şiddetli olmaktadır. Almanya, İngiltere, Türkiye, İran, Latin Amerika ve dünyanın bir çok yerinde izolasyon hapishanelerine karşı direnişler gerçekleşti. Kapitalist izolasyon sisteminin kendisine karşı mücadel edenler özel bir izolasyon olan hapishanelere atılıyorlar ve buralarda izole ederek yok etmenin tüm yollarını deniyorlar.

Türkiye'de de eskiden beri hapishane sisteminin batı hapishanelerinde olduğu gibi tecrit tipine dönüştürülmesi için çeşitli dönemlerde denemeler oldu. Ancak devrimci hareketin bu kondaki direnişçi tutumu bu denemenin hayata geçirilmesini geciktirdi. Devlet son büyük ve kesin hazırlığı 2000 yılında yaptı. Uluslararası sermaye ilişkileri içinde bir basamak öne sıçramak isteyen Türkiye burjuvazisi, kalabalık bir kitlenin bulunduğu hapishaneleri hücre sistemine dönüştürmeyi olmazsa olmaz bir sorun olarak tanımlıyordu. O zamanın başbakanı Bülent Ecevit, 'İMF reçetelerini hayata geçirmek için öncelikle hapishane sorununu çözmek gerekir" diyerek bu konuda devletin ne yapmak istediğini açıkça dile getirmişti. Bu yıllarda içinde bulunduğumuz hapishanelerin tümüne birden topyekün ve uzun süre öncesinden hazırlanmış bir saldırı gerçekleştirildi. Bu saldırılarda her türlü savaş araç gereci kullanıldı. Bu savaş araçlarının içinde kimyasal içerikli bombalar da vardı. Bu saldırılar karşısında görkemli bir direniş gerçekleştirildi. Ancak devrimci hareket çok büyük kayıplar verdi. Sonuç olarak Türkiye hapishanelerinde F tipi hücre sistemi hayata geçirildi. Ancak ona karşı verilen direniş gelecek kuşaklar için önemli tarihsel bir olay olarak tarih kayıtlarına geçiti.

Gerek içerde gerekse dışarıda izolasyona karşı gerçekleştirdiğimiz direnişlerde içine düştüğümüz hataları tekrarlamamak için açık bir tartışma yürütmek gerekir. Mücadele ve direniş gerçekleştirenlerin hata yapması kadar doğal bir şey olamaz zira yanlızca ölüler hata yapmaz. Bu konu ile ilgil olarak düzenlenen bir programda görüşlerimizi ifade etmeye başlarken, daha hapishane olgusunun tarifindeki hatayı dile getirme aşamasında, tartışma yetkisi ve eleştiri hakkının kimde olup olmayacağı üzerine bir müdahale oldu. Ancak böyle bir toplantıya katılmak, mülteci direniş hareketi olarak gerçekleştirdiğimiz toplantı ve tartışmalarla diğer yerlerdeki toplantı ve tartışma yöntemlerini kıyaslamak ve veri elde etmek açısından bizim için önemli bir deneyim oldu. 8 aydır gerçekleştiridiğimiz direniş sırasında yaptığımız toplantı ve tartışmalarda izlediğimiz yöntem ve içinde bulunduğumuz atmosfer başka bir dünya, dün katıldığımız toplantıda gördüğümüz dünya başka bir dünya. Sanki iki ayrı gezegendeymişiz gibi hissettik kendimizi. Ancak bu da bizim için önemli bir deneyim oldu. En azından izolasyona karşı mülteci direniş hareti olarak toplantı ve tartışmalarımızı hangi yöntemle sürdürmememiz gerektiği üzerine bir deneyim yaşamış olduk. Direnişimizde yer alan her kesin söz ve karar hakkının olduğu biçiminde uyguladığımız yöntemi daha etkili kılmak için neler yapabiliriz diye yeniden düşünmeye başladık.

İzolasyona karşı mücadelenin uzun erimli bir mücadele olduğunu görüyoruz. Ona karşı altarnatif bir hayat tarzının sokaklarda nasıl hataya geçirileceğinin yol ve yöntemini arıyoruz. Direnişi tek bir mekanda sınırlamanın ya da tek bir anda sınırlamanın tehlikelerini görüyoruz.

Dün akşam, Berlin'deki merkezi tren istasyonunda uluslararası eylem gününde bir eylem gerçekleştirdik. Oranienplatz'dan topluca gittik eylem yerine. Bir grup istasyonun içinde pankart açarak ve sinevizyon gösterimi, konuşmalar yaparak sürdürdük eylemi. Bir grup arkadaş ta tren istasyonunun dışında aynı eylemi gerçekleştirdiler. İstasyondan geçen çok sayıdaki insanlar dikkatle bizi izlediler. Bazıları gelip bizimle sohbet etetiler. Bizi desteklediklerini ifade ettiler. Bazıları da neden eylem yaptığımızı sordular. Bildirilerimizi aldılar.

Özgürlük yürüyüşümüz sırasında ziyaret ettiğimiz çok sayıdaki izolasyon kamplarından biri olan Mouleu mülteci kampı, uzun mücadeleler sonucunda kapatılma aşamasına geldi. Ancak bu aşamada bir problem ortaya çıktı. Bu kampta kalan mültecilerden bir kısma kamptan çıkmak istemiyorar. Bizim kontakta bulunduğumuz arkadaşlar kampın kapanması karşılığında direniş alanımıza gelecekler ama geriye kalan bir kısım mülteci kampı terketmek istemiyorlar. Şimdi bu durumla ilgili olarak sorunu ele aldık ve bir çözüm yöntemi arayışı içindeyiz. Ancak kampın kapanma aşamasına gelmesi bir başarı olarak görülmelidir. Bu güne kadar verilen mücadele bu konuda belirleyici olmuştur.

Önümüzde duran başka bir plan da Brüksel'le ilgili. Direnişimizi Almanya ile sınırlı tutmamak gibi bir bakış açımız başından beri var. Brüksel'e yürümeyi de kendi içimizde konuşuyorduk. Şimdi bu konuda neleri nasıl yapabileceğimiz üzerine bir tartışma yürütüyoruz. Bakalım bu tartışmalar nereye evrilecek.

Kapitalist izolasyon sistemini parçalamak için verilen bütün mücadeleler bizim için büyük değere sahiptir. Uzun vadeye yayılmış bir mücadeleyi biz yaşamın her alanında sürdürmek zorundayız. Zira izolasyon bir mekana, ya da bir coğrafyaya özgü bir uygulama değildir. Dolayışısayla izolasyon sistemine karşı mücadelemiz bir döneme ya da bir mekana sıkışıp kalmayacak.

Yaşasın insanlaşma ve ortaklaşma mücadelemiz
20.12.2012
Turgay Ulu
Berlin

Language: 
Local group: