No War - No Refugee
No NATO - No Refugee

Country Information

Here you find background information on Guinea, Iran, Kurdistan, Türkei.

You are here

ROSTOCK'A BARBAR AKINI

2.12.2012

Sömürgecilerin yaptığı baskınlara sefer diyorlar. Ama , mülksüzlerin yaptığı baskınlara barbar akınları diyorlar. Birincisi sömürgeleştirmek ve baskı altına almak için yapılıyor. İkincisi ise sömürgecilikten kurtulmak için yapılıyor. Biri sınıflı medeniyetleri tahkim etmek için yapılıyor. Diğeri ise medeniyetli sınıflı, devletli toplumları yıkmak için yapılıyor.

Kapitalist küreselleşme çağında, bir avrupa emperyalist ülkesi olan Almanya'nın göbeğinde gerçekleştirdiğimiz sokak eğlemleri ile biz, barbar diye adlandırılan hareketlerin bir uzantısıyız. Barbar diye adlandırılmaktan çekinmiyoruz. Onların olumsuz anlam yüklediği barbar kavramına biz olumlu bir anlam yüklüyoruz. Evet biz barbarız, sınıflı medeniyetli, devletli sistemleri istemiyoruz, bu düzene karşı isyan ediyoruz. Sınıflı medeniyet toplumu bizim hayatımızı bozdu.

Almanya'nın Rostock kentinde 1992'li yıllarda naziler tarafından Vietnamlıların ağırlıkta bulunduğu bir mülteci kampına karşı saldırı gerçekleştirilmişti. Bir grup nazi, Rostock'taki mülteci kampını ateşe vermiş ve içindeki mültecileri öldürmeyi hedeflemiştir. Bu saldırıda Alman polisi nazilere müdehale etmemiş ve katliam amacıyla gerçekleştirilen saldırıyı yalnızca seyretmekle yetinmiştir.

Almanyadaki içişleri bakanlığı Rostock'ta bir Minister konferansı gerçekleştirdi. Bu konferansın gündem maddeleri içinde bizim direnişimizde dile getirdiğimiz sorunlar yoktu. Mültecilerle ilgili olarak bir tartışma gündemi vardı ama bu gündem mültecilerin kriminal bir vaka oldukları ve buna karşı kendilerinin ne yapacakları yönündeydi.

Biz direnişçi mülteciler olarak Berlin Oranienplatz'dan iki otobüsle Rostock'taki minister konferansını portesto etmek için gittik. Dün soğuk bir hava vardı. Bir süre kar da yağdı. Hava oldukça soğuk ve karla karışık yağmurluydu. Direnişçi mülteciler olarak ve destekleyicilerimizle birlikte pankart, bayrak ve bildiri, gazetelerimizi de yanımıza alarak Rostock'a gitmek için yola çıktık.

Her otobüsün bir başka mülteci kampını ziyaret etmesini planladık. Gittiğimiz mülteci kampında yaklaşık 250 kişi yaşıyordu. Burada yaşayan mülteciler Afganistan, İran, Irak, Yugoslavya gibi ülkelerden gelenlerden oluşuyordu. Her mülteci kampında olduğu gibi burada da izolasyon sistemi vardı. Mülteci kampındaki kapalı kapıları dövdük ve içerde yaşayan insanlarla sohbetler yaptık. Onlara direnişimizle ilgili bilgiler verdik. Yanımızda getirdiğimiz Karavane gazetemizi ve diğer bildirilerimizi verdik. Mültecilerin bir çoğunun protesto yürüyüşü ve direnişimizden haberi vardı. Ama direnişe nasıl katılabilecekleri üzerine bir fikirleri yoktu. Onlara, direniş alanımıza nasıl gelecekleri üzerine önerilerde bulunduk. İçlerinden bazıları bize katılıp Rostock eylemine geldiler. Bir kısmı da Berlin Oranienplatz'a nasıl gelebilecekleri üzerine sorular sordular bize.

Epey bir zaman mülteci kampında diyaloglarda bulunduktan sonra Rostock'taki bir kültür merkezine gittik. Burada hazırlanmış olan çorbayı içtik. Ardından Marsch der Mürde adlı filmi izledik. Tren istasyonunda diğer aktivistlerle buluşmak için yola çıktık.

Hava karlı ve yağmurluydu, bu koşullar altında eyleme yaklaşık olarak ikiyüz kişi gelmişti. En kalabalık kitleyi biz götürmüştük oraya. Diğer grup ve partilerden de az sayıda gelenler vardı. Tren istasyonunda konuşmalar yaptıktan sonra Rostock'un tüm ana caddelerini yürüyerek geçtik. Yağmurlu havada caddelerde slogan ve pankartlarımızla yürürken kenardan bir kaç nazinin sataşmasına uğradık ama onların bu girişimileri pek etkili olmadı.

Rostock'a gerçekleştirdiğimiz yürüyüş sırasında otobüste direnişimizle ilgili konuşmalar yaptık ve konaklama noktalarında da aynı şekilde konuşmalar yaptık, şarkılar söyledik.

Otobüs yolculuğu sırasında, tesadüfen bir milletvekili ile de karşılaştık. Bu arkadaş bizim direnişimizi destekliyordu ve uzun süreden beri mültecilerin sorunlarıyla ilgili çalışmalarda bulunuyordu. Kendisi aynı zamanda bir avukat olduğu için bu sorunlarla ilgili olarak hukuk mücadelesi veriyordu. Onunla uzun sohbetler ettik. Mülteci sorunları, Almanya'daki yasalar, muhalefet hareketlerinin durumu üzerine uzun sohbetler yaptık. Bu sohbetler eğitici oldu.

Rostock eyleminde bir kaç grupla tanıştık. Bizim direnişimizle ilgili olarak yazdığımız yazıları takip ediyorlarmış. Direnişimizin önemli bir direniş olduğunu ve Almanya açısından yeni bir çıkış yaptığını söylediler. Bizimle kontakt kurdular ve dineşimize nasıl destek verebileceklerini sordular.

Residenzflich adlı filmimizin Türkçe alt yazısını da tamamladık. Önümüzdeki hafta Haannover'de bu filmi gösterceğiz ve filmin ardından direnişimizle ilgili konuşma yapacağız. Köln'den de bizi arayarak bu etekinliğe katılmak istediklerini söyleyenler oldu. Böylece filmle birlikte direnişimizi daha geniş kesimlere yayma olanaklarımız artıyor.

Bu gün toplantımız devam ederken bir grup arkadaşla Brandenburger Tor'daki noel ağacını protesto etmeye gittik. Çünkü orada bir grup arkadaşımız eylem yapıyorlar ve onların otobüsü polis tarafından, noel kutlamaları yapıldığı gerekçesiyle eylem yerinden uzaklaştırıldı.

Brandendurger Tor'da iki ağaç vardı. Birisi sermayeyi temsil eden kocaman bir ağaçtı. Diğeri de biz mülksüzleri temsil eden mini bir ağaçtı. Onların ağacında gösterişli süslemeler vardı, bizim ağacımızda ise küçük kağıt parçalarına yazılmış, direnişimizi anlatan sloganlar vardı. Bu gün bu alana çok sayıda basın mensubu da gelmişti. Açlık grevinde olan arkadaşlar kısa bir açıklamayla açlık grevini bitirdiklerini ve bu alanda kalmaya devam edeceklerini açıkladılar.

Bu gün direniş çadırlarımızın bulunduğu alana kar yağdı. Karlar lapa lapa yere düşerken biz de yaktığımız ateşin başında sıcak sohbetlerimize devam ediyoruz. Konuşan herkesin ağzından buharlar yükseliyor. Ateşin etrafına daire biçiminde oturmuşuz toplantı yapıyoruz ve sohbet ediyoruz. Evsiz ve delilerimizden biri de arada bir söz alıyor ve Rusça bir şeyler anlatıyor, bazen de şarkılar söylüyor. Onunda bir süre konuşmasına karışmıyoruz. Ama fazla uzatınca söz hakkı süresinin dolduğunu söylüyoruz. O da kısa bir süre daha konuşup bitiriyor.

Direniş çadırlarımıza çok sayıda saman balyası getirdiler bugün, onlarla soğuğun etkisini kırmaya çalışıyoruz. Saman balyalarnı elden ele taşıma yöntemiyle çadırlara yerleştirdik. İnsan soğukta fazla oturunca ayakları ve bacakları çok üşüyor. Vücudun üst kısmını ısıtmak kolay oluyor ama alt kısmını ısıtmak oldukça zor oluyor.

Avusturalya'dan bir arkadaşın yazdığı mesaja göre, Melbörn'deki açlık grevi devam ediyor. Bir İranlı mültecinin yaptığı açlık grevi 52. gününe girdi. Oradaki çadırların içi sok sıcak ve nemliymiş. Bu nedenle çadırlar kullanılamıyormuş. Biz Berlin'de soğuktan şikayetçiyiz, onlar da Avusturalya'da sıcaktan şikayetçiyiz. Ama hepimiz kapitalizmden şikayetçiyiz.

2.12.2012
Turgay Ulu
Berlin

Local group: 
Language: 

Der Kampf von Flüchtlingen braucht Geld!

Die Karawane ist maßgeblich auf Spenden angewiesen. Unsere Organisation besteht überwiegend aus Flüchtlingen, die (wenn überhaupt) nur über sehr geringe finanzielle Mittel verfügen. Aus diesem Grunde haben wir 2008 den „Förderverein Karawane e. V.” gegründet. Unser Verein ist als gemeinnützig anerkannt und kann deswegen auf Wunsch Spendenquittungen ausstellen, so dass sie steuerlich absetzbar sind. Wenn bei der Überweisung die Adresse mit angegeben wird, verschicken wir die Spendenbescheinigung automatisch spätestens am Anfang des Folgejahres.

Kontakt: foerderverein(at)thecaravan.org

Unsere Bankverbindung lautet:
Förderverein Karawane e.V.
Kontonummer
: 40 30 780 800
GLS Gemeinschaftsbank eG
BLZ: 430 609 67

IBAN: DE28430609674030780800
BIC: GENODEM1GLS

Events

M T W T F S S
 
1
 
2
 
3
 
4
 
5
 
6
 
7
 
8
 
9
 
10
 
11
 
12
 
13
 
14
 
15
 
16
 
17
 
18
 
19
 
20
 
21
 
22
 
23
 
24
 
25
 
26
 
27
 
28
 
29
 
30
 
31
 
 
 
 

Syndicate

Subscribe to Syndicate