You are here

BERLİN'DE HAVALAR SOĞUDU

Berlin, 11.10.2012

Refugee March to Berlin, Germany, 3-6/10/2012

Bugün Berlin çadır direnişinde 6. günümüz. Bundan önce 29 gün boyunca yürüdük geldik. Yollardayken havalar fena sayılmazdı. Arada bir yağmur yağıyordu ama daha sonra güneş çıkarak ıslaklığın kuramasına yol açıyordu. Şimdi havalar soğudu, artık güneş yüzü görmek pek mümkün değil. Çadırlarımıza yakın yerlerde kafeler var, bazen oraya kısa süreliğine giderek ısınıp geliyoruz. Oralarda internet ağı da var, bize şifreyi verdiler ve orada internetten basını takip etmek ya da yazılarımızı gönderme imkanımız oluyor.

Sabah saat on, bizim toplantımız başladı. Toplantı yaptığımız çadırın içi çok soğuk. Uzun süre burada oturur durumda beklemek insanın ayaklarını ve bacaklarını donduruyor. Ama başka yapacak bir şey yok. Bu duruma alışmak zorundayız.

Şimdi aldığımız bir bilgiye göre önümüzdeki Cuma günü parlementoda bir görüşme olacak. Bu görüşmede mültecilerle ilgili bazı yasaların değiştirilmesi tartışılıyor. Ancak şu anda hangi yasaların değiştirilmesinin tartışıldığına dair bir bilgi edinemedik. Bir arkadaşımızı bu konu için görevlendirdik, parlementodaki toplantıyla ilgili gelişmeleri takip edip gerekli bilgleri bize aktaracak. Biz de ona göre programımızda değişiklik yapıp yapmayacağımızı tartışacağız.

Söz alan bir arkadaş, teleplerimiz içinde yer alan yasaların değiştirilmesinin imkansız olduğunu söyledi ve bizim esas olarak pasaport almak için mücadele etmemiz gerektiğini söyledi.

Diğer bir arkadaş ise baştan belirlediğimiz taleplerimizin değiştirilmemesi gerektiğini söyledi. Uzun bir talep listesinin parlementoya götürülmemesi gerektiğini söyledi.

Bu konu üzerine iki görüş var. Toplantının fazla uzamaması için biz her iki görüşü savunanlardan bir kaç kişinin söz alarak konuşmasını ve böylece toplantının aşırı uzamasını önlemek istiyoruz. Ama bunun pratik olarak pek gerçekleşme şansı yok gibi. Toplantı kendi seyrinde devam ediyor. Her kes söz alıp görüşlerini dile getiriyor.

Toplantımız oldukça politik içerikli geçiyor. Söz alan arkadaşlarımızdan bir çoğu, mücadelemizin büyük amaçlar uğruna başladığını ve bundan geri adım atmamamız gerektiğini söylüyorlar. Bu önemli bir durum. Biz burada politik hedefler için mücadele edecek insanlar bulmakta zorlanmayacağız.

Burada olan bizler kişi değiliz, biz bir fikri teemsil ediyoruz. Fikirlerimiz buradadır. Bizim politik taleplerimiz toplumun diğer kesimlerinden de destek buluyor. Biz buradan destek alanımızı genişletme avantajına sahibiz. Eğer talebimizi pasaport gibi teknik bir soruna daraltırsak o zaman mücadele alanımızı sınırlamış oluyoruz.

İsteklerini sadece pasaportla sınırlayan arkadaşlar henüz bu sorunun politik bir sorun olduğunu anlayamıyorlar. Bir kesim arkadaş pasaport aldıktan sonra diğer talepler için mücadele etmenin daha kolay olacağını düşünüyorlar. Ancak mevcut gerçeklik bunun tam tersini gösteriyor. Buraya mülteci olarak gelmiş insanlar pasaport aldıktan sonra politik talepler için mücadele etmekten geri durmuşlar. Gerçek anlamda kapitalist düzene entegre olmuşlar.

Bu günkü toplantıda kritik şeyler tartışıyoruz, bir kişi kendisinin pasaport için bu yürüyüşe katıldığını ve eğer bizim politik taleplerimiz için işi uzatma tavrımız devam ederse geldiği kampa geri döneceğini ve orada çadır açıp pasaport talebi için bekleyeceğini söyledi. Bu toplantıda kiminle nereye kadar yürüyebileceğimizi netleştirmiş olacağız.

Toplantımız devam ederken içeriye bir kişi girdi ve benimle görüşmek istediğini söyledi. Mültecilerle sınırlı bir toplantı yaptığımız için, onunla dışarda kısa bir görüşme yaptım. Bizi destekleyen bir kaç kişi gelmişti. Burada bulunan devrimci kişi ve kurumlar sözlü olarak bize destek vereceklerini ilettiler.

Toplantıda ortaya çıkan farklı görüşlerle ilgili olarak oylama değil ama hangi görüşün ağırlıklı olduğuna dair el kaldırılmasını istedik. Mültecilerin ağırlıklı olarak hangi görüşü kabul ettiklerine dair bir eğilim yoklaması yapıyoruz. Şu anda ağırlıklı kesim hem bizim üç talebimizin kalmasını ve bunun yanına da Almanya'daki tüm mültecilere pasaport verilmesi talebini eklemeyi uygun buldu. El kaldırmada üç talebimizin kalması ve mültecilere siyasi sığınma hakkı verilmesi görüşü ağırlık kazandı.

Bizler en alttakiler ciddi ve politik içerikli bir eylem yapıyoruz ve buraya gelen değişik grup ve kişiler bazen bizim kim olduğumuzu ve ne yaptığımızı anlamadan yargılamalarda bulnuyorlar. Uzaktan akıl verme hastalığını Türkiye'de olduğu gibi avrpada da sürdürüyorlar. Her grup ve her kişi aynı tavrı göstermiyor tabii ki. Devrimci hareketin açmazının farkında olan gruplar oluşuyor. Bunlar süreci anlamaya ve kendilerini yenilemeye uğraşıyorlar. Ancak genel çoğunluk henüz bizim yapmakta olduğumuz eylemin politik düzeyini ve tüm Avrupa'ya yayılan boyutunu anlayamıyorlar.

Öğlenden önce yaptığımız toplantıda bir sonuca varamadık. Öğlen yemeğinden sonra da toplantıya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Genelleşmiş ve çoğunluğu teşkil eden görüş; bizim üç talemimiz devam etsin ve bunların yanına, tüm mülteciler için pasapot talebi eklensin biçimindedir.

Çadırların bulunduğu alanda olası provakasyonlara karşı önlem almak açısından alkol kullanmayı ve ateş yakmayı yasaklamıştık. Şimdi bu uygulamadan rahatsız olanlar, bu rahatsızlaklarını bize ilettiler. Bununla ilgili genel bir toplantı yapmayı düşünüyoruz. Alkol ve ateşle ilgili biraz esneme kararı alabiliriz ama diğer yandan bizim buradaki varlığımızı tehlikeye atacak provakasyonların geliştirilme ihtimali de var.

Öğlen yemeğinde aldığımız bir habere göre gene bir mülteci kampında bir intihar olayı gerçekleşmiş ve intihar eden Azeri uyruklu bir insan yaşamını yitirmiş. Özgürlük yürüyüşü boyunca çok sayıda intihar olayının haberi bize ulaştı. Bu vakalar sürekli olan vakalar. Ama şu anda biz eylem halinde olduğumuz için bu haberler kamuoyuna hemen yayılıyor. Daha önceki intihar olayları kamuoyunun bilgisinin dışında yaşanıyordu.

Berlin'de soğuyan yalnızca havalar değil. Direnişimizin ortamı da bu aralar biraz soğuk geçiyor. Hamojen bir yapıya sahip olmayan mülteciler arasında ortak bir görüş ve tutum ortaya çıkartmak oldukça zor oluyor. Bir konu üzerine bazen günlerce toplantı yapmak zorunda kalıyoruz ve bazen bu toplantılardan sonuç almadan kalkmak zorunda kalıyoruz. Böylesine üst üste süren toplantılarımız oluyor. Benim için çevirmen bulmak zor. Bazen burada bulunan biri gelip bir toplantıda tercümanlık yapsa da bir dahakine gelmiyor. İnsanları bu konuda disipline etmek zor. Kendi keyfi yerindeyse ya da boş zaman bulabiliyorsa geliyorlar aksi taktirde gelmiyorlar.

Nihayet bir sorunu daha çözmüş bulunuyoruz. Taleplerle ilgili çok uzun süren toplantılar ardından dört temel talep üzerinde mutabakata vardık. Pasaport maddesinin talepler listesine eklenmemesi durumunda buradan gideceğini söyleyenler oldu. Toplantı ve konuşmalar sonucunda taleplerimizi şu şekilde somutladık: 1)İadeler ortadan kaldırılın 2)Mülteci kampları kapatılsın 3)Eyalet dışına çıkma yasağı kaldırılması 4)Tüm mültecilere pasaport verilsin. Böylece her kesin üzerinde mutabakata varacağı bir talepler listesi hazırlamış olduk. Talepler üzerindeki muğlaklık ve çelişkiler ortadan kalkmış oldu. Artık kamuoyu da bizim taleplerimizin net olduğunu görecek. Şimdi esas sorun bu taleplerin hangi eylem yöntemleriyle karşı taraf üzerinde baskı yapacak tarzda gerçekleştirilmesidir.

Bir tartışma maddesini daha noktaladıktan sonra, önümüzdeki günlerde hangi taktikleri hayata geçireceğimizi tartışmaya açtık.

Bir öneri, tüm Berlin sokaklarını eylem alanı haline getirmek biçiminde oldu. Her gün Berlin sokaklarında eylem yapmayı önerdi.

Bir öneri de Berlin'in her tarafını her gün yürümek biçiminde oldu. Bir hafta boyunca bütün gün parlementonun önünde olmayı, yalnızca akşamları çadırlara yatmak için gelmeyi önerdi birisi.

Tartıştığımız eylemler içinde gösteri, bildiri dağıtımı, resmi kurumların önünde bekleme gibi türlerin yanında açlık grevi seçeneği de var. Bu eylemlerin periyotlarını ayarlamaya çalışıyoruz şimdi. Haftanın belli günlerini bir eylem türüne ayırmayı düşünüyoruz. Örneğin bir gün sokaklarda çadır açmak, bir gün gösteri yapmak, bir başka gün parlemento önlerine yürümek gibi eylem türlerini düşünüyoruz.

Eylemlerimizi yalnızca Berlin'le sınırlamayı düşünmüyoruz. Bu eylemleri tüm Almanya çapında ve giderek tüm Avrupa çapında gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Diyelim ki Almanya'nın değişik şehirlerinde aktivistler kendi olanak ve insiyatifleriyle eylem türleri geliştirsinler. Ya da başka Avrupa ülkelerindeki aktivistler kendi insiyatifleriyle çeşitli eylem türlerini hayata geçirebilirler.

11.10.2012
Turgay Ulu
Berlin

Language: