You are here

YÜRÜYÜŞTE BERLİN MERKEZİNE VARMAYA BİR GÜN KALA

Berlin Dahlem, 5.10.2012

Bugün özgürlük yürüyüşümüzün 28. gününü bitirdik. Dün Postdam'da kanokladığımız yerde, otobüs turu yapan arkadaşlarımızla yaptığımız coşkulu buluşmanın ardından genel bir toplantı yaptık. Bu toplantıda, yürüyüşümüzün bugüne kadar olan bölümü ile ilgili bir kısa bilanço çıkarttık. Bu bilançoya göre, Würzburg'tan Berlin'e başlattığımız yürüyüşün ilk gününden bu güne kadar epeyce bir mesafe kaydetmişiz. Mesela, otobüs turu bir kişiyle başladı ve şimdi 28 kişiyi buldu. Bizim yürüyerek başlattığımız sefer de ilk gündekinden daha farklı bir noktada bulunuyor. Biz de 15 kişi ile başlamıştık ama şimdi sadece mülteci sayısı olarak 22 kişiyiz. İki rotoda ilerleyenlerden sadece mültecilerin sayısı en az 50 kişi olmuş durumda. Destekçilerimizle birlikte saydığımızda bu rakamlar daha yüksek oluyor. En kitlesel yürüyüşleri Erfurt, Leipzig ve şu anda bulunduğumuz Postdam'la Dahlem arasında yaptık.

Ancak bizim bu yürüyüşümüz ne sadece mülteci yürüyüşü olarak adlandırılabilir. Ne de sadece rakamsal sonuçlarıyla açıklanabilir. Bu eylemin esas dikkate alınması gereken özelliği, kapitalist izolasyon sistemine karşı bir direniş eylemi olmasıdır ve yaptığı işlerle yaydığı siyasi etkidir. Bu güne kadar gizli kalmış bir çok şeyi gün yüzüne çıkartması ve deşifre etmesidir. Bu yönleriyle düşünüldüğünde eylemimizin önemli bir mesafe katettiğini söyleyebiliriz. Zaten eylemimiz henüz bitmiş değil. Direnişimiz devam ediyor. Ortada somut olarak maddeleştirdiğimiz taleplerimiz var. Bunları daha önce kamuoyuna defalarca deklare ettik. Artık taleplerimiz her kesim tarafından açık olarak biliniyor. Muhataplarımızın buunla ilgili olarak henüz ne düşündüklerini ve ne söylediklerini bilmiyoruz. Onların söylediklerine bakacağız biz sözümüzü söyledik ve artık söz bittiği eyleme geçtik. Artık talep ve ideallerimizi eylemlerimizle sokaklarda haykırıyoruz. Berlin'de bulunan çadırda direnişimizi şimdilik bu biçimiyle sürdüreceğiz, orada da kamp ziyaretleri yapacağız ve ayın 13'ünde büyük bir miting gerçekleştireceğiz. Ondan sonrasına da bakacağız artık.

Şu anda Dahlem'deki Frei adlı üniversitede konaklamış bulunuyoruz. Buraya gelirken yolda bizi bir yağmur yakaladı. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı ve hepimiz fena halde ıslandık. Sayımız çok kalabalık ve buradaki odalar yeterli değil. Şimdi ben mutfak gibi bir yer buldum. Burada bilgisayarı takmak için elektirk prizi var ve bu yazıyı yazmaya çalışıyorum. Burada internet bulamadık. Burada öğrenci olan bir arkadaş kendi şifresini verecekti ama aradık bağlantı bulamadık. Artık ben bu yazıyı bitirdikten sonra arkadaş alıp kendi evinden meillemeye çalışacak.

Bugün sabah Postdam belediyesinin önüne bir yürüyüş gerçekleştirdik. Yürüyüşümüzde yaklaşık olarak 700 kişi vardı. Bazı kadınlar kucaklarında bebekleriyle gelmişlerdi. Otobüsle gelen mülteci arkadaşlardan da bebeği olan bir Afrikalı arkadaş vardı. Belediyenin önüne kadar coşkulu bir yürüyüş yaptık. Belediyenin duvarlarından pankartlarımızı salladık. Samba müzik grubu da bando takımıyla yürüyüşümüzü renklendirdi. Belediyenin önünde konuşma ve sloganlarımızı bitirdikten sonra Berlin'e doğru yürümeye devam ettik. Berlin'den gelen destekçilerimizin sayısı şimdi daha fazla. Hem antifalardan güvenlik için gelenler var hem de bizimle birlikte yürümek için gelenler var.

Daha önce gerçekleştirmiş olduğumuz Break İsolation kampından tanışık olduğumuz arkadaşlarla bu sabah tekrar görüşme şansımız oldu. Onlar gene kamera çekimi yapıyorlardı. Arkadaşlardan biri bana F tipi hapishane ile ilgili bir sohbet yapmak istediğini söyledi. F tipi ile ilgili bazı filmler izlemiş ama onlar hep Türkçe olduğu için anlayamamış. Başka dillerde F tipi hapishaneler ile ilgili film olup olmadığını soruyordu.

Bu yürüyüşte bir de Kürtçe bilen Almanyalı arkadaşla tanıştık. Üstelik onun ismi dağda kalmış olan ve film yapan birinin ismi. O da gitmiş kuzey Kürdistan'da Kürtçe öğrenmiş. Onunla bir kaç kelimeyle Kürtçe selamlaşıp konuştuk yol boyunca. Suriye ve Türkiye arasında gerginleşen durumla ilgili sohbetler ettik. Türkiye'deki meclisten askerin Suriye'ye müdehale edebilmesi için gerekli olan tezkere geçti. İstanbul ve diğer şehirlerde çok sayıda protesto eylemleri gerçekleşti. Türkiye ile Suriye arasında karşılıklı top atışları gerçekleşti. Bakalım işin sonu nereye varacak. Ayrıca İsrail Golan tepelerine askeri yığınak yapıyor şu anda. Durum kritik gibi görünüyor.

Yarın Beriln'den bizi karşılamak için büyük bir kitle gelecek. Bizim yürüyüşe başından beri katılamayan mültecilerin de bir kısmı yarın gelecek ve bizimle birlikte Berlin'e kadar yürüyecekler. Eylemimizin siyasal bir etkisinin olduğunu görebiliyoruz.

Bugünkü yürüyüşümüzde pankart ve flamalarımız daha renkliydi. İsolasyon karşıtı pankartlar, antifaşist sloganlar içeren pankartlar; kara kızıl bayrak ve orak çekiçli bayraklarımız bugün yürüyüş kolunda yanyana yürüdü. Tabii ki başından beri yürüyüşten hiç eksik olmayan sarı bir beze yazılı 10 dilde "özgürlük" pankartı gene yürüyüş kolunda yerini aldı.

Otobüsle gelen arkadaşlar da bizimle birleşti ve bugünkü yürüyüşümüzü hep bir arada yaptık. Yarın da birlikte Berlin'in merkezine doğru yürüyeceğiz. Yarın yürüyeceğimiz mesafe çok uzun değil. Yaklaşaık olarak 12 km yürüyeceğiz. Ama artık bu yürüyüşten ziyade bir miting özelliği taşıyacak.

Türkiye'deki renkli basın da bizim yürüyüşle ilgilenmeye başlamış. Artık haberi nereden aldılar bilmiyorum. Milliyet gazetesinden biri benim avukatımı aramış ve yürüyüşle ilgili bilgi almak istemiş. Ayrıca Türkiye'de yaşayan abimi aramış aynı gazete ve yürüyüşün devam edip etmediğini sormuşlar. Belki diğer başka haber ajanslarından yürüyüşümüzle ilgili röportaj ve haberleri okumuş bilgilenmişlerdir. Umarım yürüyüşümüzle ilgili çarpıtma bir haber yapmazlar.

Bugün yürüyüş kolunda Irak kürtleriyle tanıştık. Onların oralarda hala aşiret kavgaları devam ediyormuş. Kuzey Irak bölgesinde Işık üniversitesi varmış. Işık üniversitesinin Amerika'da yaşayan Fethullah Gülen'e ait olduğunu anlattım onlara.

Şimdi bir Almanyalı arkadaş bu yazıyı sittinge alacak ve evinden meillemeye çalışacak. Bakalım yapabilecekmiyiz.

5.10.2012
Turgay Ulu
Dahlem

Language: