No War - No Refugee
No NATO - No Refugee

Country Information

Here you find background information on Guinea, Iran, Kurdistan, Türkei.

You are here

BİN KİŞİYLE YÜRÜYEREK LEİPZİG CADDELERİNİ ÖZGÜRLEŞTİRDİK

Leipzig, 25.9.2012

Bugün özgürlük yürüyüşümüzün 18. gününü bitirdik. Leipzg'in beş kilometre dışına doğru çıkarak çadırımızı kurduk. Büyük çadırı açmayı yeni bitirmiştik ki yağmur başladı. Ama yağmur bizi ıslatmaya fırsat bulamadı. O başlamadan biz çadırı kurduk ve çantalarımızı otodan alarak çadırın içine taşıdık. Bu gün hepimizde biraz yorgunluk var, zira Leipzig caddelerini aşındıdık bu gün.

Dün akşam konakladığımız yerde Oury Jalloh'nun filmini de izleme şansımız oldu. Oury Jalloh, yakılarak öldürülen bir mülteciydi. Onun trajik hikayesi her kesi hüzünlendirdi.

Dün akşam gerçeleştirdiğimiz toplantının büyük bir bölümünü, bizim yürüyüşümüzde konuşmak isteyen bir SPD yetkilisinin konuşmasına izin verip vermeyeceğimize ayırdık. Onun bizim yürüyüşümüzden faydalanarak kendi partisinin propagandasını yapacağı yönünde düşüncelerimiz vardı. Arkadaşların bir kesimi konuşmasını savundu. Bir kesim konuşmasında kendi parti propagandasını yapacağını düşünerek teklifin reddedilmesini savundu. Bir kısmımızda konuşmasının şarta bağlanmasını savunduk. SPD parlementoda olan büyük bir partidir. Bu parti iddia ettiği gibi sosyal demokrat bir parti değildir. Zira artık dünyada sosyal demokrat akım kalmadı çünkü kapitalist emperyalist sisitem, sosyalizm tehlikesini önlemek için geliştirmiş olduğu "sosyal devlet" uygulamasından artık vazgeçiyor. Dolayısıyla dünyada sosyal demokrat bir akımı gerektiren bir nesnel zemin bulunmuyor artık. SPD'nin yerel bir yetkilisi olan bu kişi eğer parlementoda, mülteciler için geçerli olan eyalet dışına çıkma yasağının kaldırılması yönünde parlementoya bir önerge verdirecekse konuşsun diye düşündük ve çoğunluk da bu görüşü mantıklı buldu.

Dün akşamki toplantımız sırasında yeni bir haber daha aldık. Wüzburg'tan Berlin'e doğru başlatmış olduğumuz özgürlük yürüyüşü kervanımıza 10 kişi daha katılmak istediklerini bildirdiler. Onları, bulundukları kamptan alması için bir otobüs tutmayı kararlaştırdık. Sayımız çoğalacağı için yeni bir çadır bulmayı ve yeni bir oto bulmayı gerekli gördük. Bunun için neler yapabileceğimizi konuştuk.

Dün akşam bizimle bir basın toplantısı yapılması teklifinde bulunan basın kuruluşlarıyla buluşmak için sabah ilk iş olarak Karl Heine Platz meydanına yürüdük. Burada basın mensupları bizi bekliyorlardı. Basınla konuşacak kişileri belirlemiştik önceden. Farsça konuşanları seçtik çünkü çevirmen yalnızca Farsçadan Almancaya çevirmesini biliyor. Karl Heine Plats meydanına kadar yürüdük ve orada bulunan demirlere pankartlarınızı açtık. Basın toplantımız devam ederken bizim bulunduğumuz noktaya beş dakika uzaklıkta bir yerde Nazilerin toplandığı haberi ulaştırıldı bize. Bu konuda insanları bilgilendirdik ama kimsenin telaşa kapılmamasını önerdik. Biz rutin işimize devam ettik. Basın mensupları, yürüyüşün amacı ve gidişatıyla ilgili, polisin tutumuyla ilgili çeşitli sorular yönelttiler. Basın toplantısınıın ilerleyen saatlerinde alana toplanan kitlenin sayısında belirgin bir artı oldu.

Meydandaki basın açıklamasını bitirdikten ve konuşmaları tamamladıktan sonra, belediye binasına doğru yürümeye başladık. Meydanda toplanan yüzlerin bir kısmı tanıdık geldi. Onların bir kısmıyla daha önce yapmış olduğumuz No Border kampından ve ya Braek İsolation kampından tanışıyorduk. Tanıdıklarla kucaklaşıp hasret giderdik. Yürüyüşümüz boyunca Nazilerin karşımıza çıkacağını bekliyorduk ama onlar çıkmaya cesaret edemediler galiba. Daha önceki girişimlerinden ders almışlar gibi görünüyor. Belediye binasının önüne geldiğimizde iki genç arkadaş ellerindeki pankartı yüksek bir yere asınca kitle onları alkış tufanına tuttu. Polisin yukarı tırmanan arkadaşı aşağıya indirmeye çalışması polis kontrolüne karşı atılan sloganlarla engellendi. Arkadaşlar yukarıda gerekli gösteriyi yaptıktan sonra aşağıya indiler. Ayrıca yol boyunca polisin bir kaç kişiye kimlik kontrolü yapma girişimi de müdehaleyle engellendi. Belediye binasının önünde öğlen yemeğine kadar gösterimize devam ettik. Öğlen saatlerinde yemek ekibi yemekleri getirdi, sandevüç biçiminde hazırlanmış olan ekmeklerimizi yiyerek belediyenin önünden ayrılmaya ve Torgewerstr deki mülteci kampına doğru yürümeye başladık. Yol güzergahı boyunca ellerimizdeki Karawane gazetemizin yeni sayısını, büroşür ve bildirilerimizi dağıttık. Mülteci kampına doğru yürüyüşümüz sırasında katılımcıların sayısı biraz daha artmıştı. Bisikletleriyle birlikte katılanlar da vardı. Kitlenin sayısı sabit değildi. Bazen yükseliyordu ama bazen da düşüyordu sayı. Ama beşyüzle bin arasında değişen rakamda insan olduğunu söylemek mümkündür.

Geldiğimiz mülteci kampının etrafı tel örgülerle çevriliydi. Büyükçe iki bina vardı yan yana. Binalardan biri boştu. Mültecilerin bulunduğu diğer binada insanlar vardı. Arapça bilenlere rastladık ve Arapça bilen arkadaşı yönlendirerek onlarla konuşmasını sağladık. Mülteci kampına kalabalık bir kitleyle gelmemizden dolayı olay yerine çok sayıda polis otosu sevk edilmişti. Buradaki bekleyişimiz sırasında bir müzik grubu bize nefis parçalar çaldılar. Yol boyunca zaten Samba müzik grubu tarmpet ve davullarıyla bize eşlik etmişlerdi.

Bekleme süresi boyunca yeni insanlarla tanışmış olduk. Bir Hindistanlı arkadaş yaklaşıp nereli olduğumu sordu ve onunla tanıştık. O da eskiden Marksistmiş ama şimdi kendisini Marksist olarak tanımlamıyor fakat Marksist hareketlere ilgi duyuyor. Bağlantı kurmak istedi ve meil adresi alışverişinde bulunduk.

Yürüyüş boyunca megafonlu araçtan konuşmalar sürekli yapıldı. İranlı bir arkadaş Karawane gazetesinde yayınlanan şiirimi okudu. Arkadaş bu şiiri Farsçaya çevirmekteymiş. Yürüyüşümüzle ilgili epeyce sanat eseri ortaya çıkacak gibi görünüyor. Yürüyüş boyunca bizimle birlikte yürüyen bir Alman arkadaş, kendi bestelediği müzik eşliğinde bir kısa film yapmış, filmi initernete koymadan önce bizden uygun olup olmadığına dair görüş almak için filmi bize izlettiridi. Güzel bir çalışma olmuş. Başkaca çekim yapanlar da var.

Biz mülteci kampına doğru yürürken bir caddeden geçtik ve bu cadde göçmenlerin ağırlıklı olarak yaşadıkları bir caddeydi. Bu caddeden geçerken yol kenarında iki nazinin olduğu bilgisi geldi. İki nazi deşifre edilmişti. Onların aleyhine çok yoğun bir slogan dalgası başladı. Hemen olay yerine çok sayıda polis geldi. İki nazinin etrafına koruma çemberi kurdular. Nazilerin ellerinde içki şişeleri vardı. Kendi kendilerine bir şeyler konuşuyorlardı. Kısa bir süre sonra iki nazi yol üzerinden uzaklaştırıldı.

Berlin'de bulunan çadırda işler biraz yoğun durumda ve orada bulunan arkadaşlar işleri yetiştiremiyorlar. Bu nedenle arkadaşlarımızdan birini bu akşam Berlin çadırındaki işleri organize etmesi için gönderdik. Biz Berlin'e yaklaştığımızda o da bize katılarak yürüyüşe devam edecek.

Yağmur dindi ve biz her akşam yakmış olduğumuz ateşi bu akşam da yaktık. Etrafında oturduk sohbet ediyoruz. Bir yandan da ben küçük leptopta bu yazıyı yazmaya çalışıyorum. Bir Iraklı arkadaş karpuz dilimledi ve ateş etrafında oturmakta olanlara dağıtmaya başladı. Bu sırada bir haber aldık. Bir mülteci kampında bir kişi daha initihar girişiminde bulunmuş. Çok sayıda tablet içmiş ve şu anda hastahenede koma halinde yatıyormuş. Artık bu tip haberler bize hemen ulaşıyor. Çünkü devlet mülteci kamplarında kalan insanların sorunlarıyla ilgilennmiyor. İnsanları bu kamplara hapsederek psikolojiilerini bozuyor. Bizim yürüyüşümüz tüm saklı kalan şeyleri deşifre etmeye devam ediyor.

Bugün Leipzig'teki tüm anti faşistler bizimle dayanışma halindeydi. Her kes elinden gelen ne varsa yapıyordu. Malzeme sağlamak, yatacak yer sağlamak, araç sağlamak gibi bir çok teknik sorunların çözülmesinde yardımcı oluyorlardı. Tabii ki aynı zamanda olası faşist saldırılara karşı savunma hazırlıkları da yapılıyordu.

Günün yorgunluğu var üzerimizde. Ama bu yorgunluk tatlı bir yorgunluk. Yalnız olmadığımızı görmek bize coşku veriyor. Şehrin sokaklarını özgürleştiriyoruz. Geçtiğimiz yollarda bazı binaların balkonlarından bizi alkışlayanlar oluyor. Bazı işyerlerinden de bize zafer işareti yaparak desteklerini ifade edenler oluyor.

25.9.2012
Turgay Ulu
Leipzig

Language: 

Der Kampf von Flüchtlingen braucht Geld!

Die Karawane ist maßgeblich auf Spenden angewiesen. Unsere Organisation besteht überwiegend aus Flüchtlingen, die (wenn überhaupt) nur über sehr geringe finanzielle Mittel verfügen. Aus diesem Grunde haben wir 2008 den „Förderverein Karawane e. V.” gegründet. Unser Verein ist als gemeinnützig anerkannt und kann deswegen auf Wunsch Spendenquittungen ausstellen, so dass sie steuerlich absetzbar sind. Wenn bei der Überweisung die Adresse mit angegeben wird, verschicken wir die Spendenbescheinigung automatisch spätestens am Anfang des Folgejahres.

Kontakt: foerderverein(at)thecaravan.org

Unsere Bankverbindung lautet:
Förderverein Karawane e.V.
Kontonummer
: 40 30 780 800
GLS Gemeinschaftsbank eG
BLZ: 430 609 67

IBAN: DE28430609674030780800
BIC: GENODEM1GLS

Events

M T W T F S S
 
1
 
2
 
3
 
4
 
5
 
6
 
7
 
8
 
9
 
10
 
11
 
12
 
13
 
14
 
15
 
16
 
17
 
18
 
19
 
20
 
21
 
22
 
23
 
24
 
25
 
26
 
27
 
28
 
29
 
30
 
31
 
 
 
 

Syndicate

Subscribe to Syndicate