No War - No Refugee
No NATO - No Refugee

Country Information

Here you find background information on Guinea, Iran, Kurdistan, Türkei.

You are here

YÜRÜYÜŞÜN LEİPZİG DURUŞMASI

Leipzig, 24.9.2012

Bu akşam özgürlük yürüyüşümüzün 17. gününü tamamladık. Dün akşamki toplantımız oldukça kalabalık geçti. Yürüyüşümüzden ilk defa haberdar olanlar vardı. Onlardan birisi bize bu yürüyüşümüzle bir sonuç alamayacağımızı söylüyordu. Almanya'da bazı yasaların mültecilerin yaşamlarını kısıtladığını kabul ediyordu ama bunları değiştirmenin imkansız olduğunu söylüyordu. Mültecilerin buralara gelip kötü şeyler yaptığnı ve dolayısıyla mültecileri sınırlandıran bu yasaların gerekli olduğunu söylüyordu. Adam İngilizce konuşuyordu fakat daha sonra o kişinin Türkiyeli biri olduğunu öğrendik. Tahminimize göre bu adam sağ görüşlü bir adamdı. Onun sorularına gerekli cevapları verdik. İnsanların yaşadıkları yerlerden göç etmelerinin nedenlerini anlattık. Haksız savaşları ve insanlık dışı uygulamaları yapanların kapitalist sistemin kendisi olduğunu ve bu sonuçlara yol açanın kapitalizmin kendisinin olduğunu söyledik. İnsanların kötü yaşam alışkanlıklarına sahip olmalarının da nedeninin kapitalist sömürü düzeni olduğunu anlattık. Fakat bu adam bizi fazlaca dinlemedi ve toplantıyı kaçar gibi terk ederek gitti.

Dün akşam gene ateşin etrafında sohbetlerimizi yaptık. Her gün yeni insanlarla tanışmak ve yeni sohbetler etmek güzel. Dün akşam bir öğretmenle sohbet ettik. Onunla pedegoji üzerine sohbet ettik. Resmi tarih ve resmi eğitim sisteminin insanları nasıl yanlış bilinçlendirdiğini konuştuk. Biz ateş başında sohbet ederken Karawane gazetesinin yeni sayısı geldi. Bu gazetedeki başyazmı ve şiirimi okuyanlar benim yanıma gelerek tebriklerini iletiyorlardı. Özellikle Almanyalı olan destekçilerimiz bu yazıyı ve şiiri çok beğendiler. Ayrıca fotoğraftaki 10 dilde yazılı olan "özgürlük" pankaratı çok ilgi gördü.

Bu sabah, büyük çadırı ve diğer malzemeleri birlikte topladık. Çok fazla görünen malzemeler karınca gibi çalışan insanların ellerinde çabucak toplanıverdi. Akşamdan bize geleceğini söyleyen ZDF televizyonundan bir ekip geldi. Yol boyunca bizimle röportajlar yapıp çekimler yaptılar. Bu gün yaklaşık 8 km yürüdük. Pankartlarımız, sloganlarımız ve bildirilerimizle birlikte, yürüyerek Grünau mülteci kampına geldik.

Kampın önünde pankartlarımızı yerlere serdik, sloganlarımızı attık. Daha sonra içerde Türkçe bilen mülteciler varsa konuşayım diye kapıya yöneldim ve kapıda bekleyen sikruti bana kimlik sordu. Elimdeki bambu ağacından yapılma bastonumu göstererek şimdilik kimliğimin bu olduğunu söyledim. Adam biraz şaşırdı ve bunun bir kimlik yerine geçmeyeceğini ve dolayısıyla beni içeri almayacağını söyledi. Ancak içerden gelen bir mülteci bize kampın kapısını ardına kadar açtı ve hep birlikte içeriye daldık. Çaldığımız kapılardan bazıları açılmadı. Bazıları da açıp geri kapattılar, insanlar korkuyorlardı. Bizimle konuşurlarsa başlarına kötü şeylerin geleceğini düşünüyorlardı. Bazı kapılar ise merakla açıldı ve bizi dinlediler. Daha sonra aşağıya inip bizimle sohbet ettiler. Onlara büroşür ve bildirilerimizi verdik. Neden Berlin'e yürüdüğümüzü anlattık onlara. Bizi desteklediklerini söylediler. Bu kampta Türkçe konuşan biri yoktu. Arapça konuşanlar vardı, Almanca konuşanlar vardı ve Farsça konuşanlar vardı. Hep birlikte yardımlaşarak sohbet ettik onlarla. Kosovadan gelenlerle konuştuk biraz. Bizim protesto yürüyüşünü desteklediklerini söylediler. Büroşür ve gazetelerimizden onlara verdik.

Bir kaç saat bu kampın önünde etkinlik gerçekleştirdikten sonra Leipzig'in merkezine doğru yürümeye başladık. Pankartlarımız ve sloganlarımızla birilkte yürüyerek ve yol boyunca bildirilerimizi dağıtarak konaklayacağımız yere geldik. Konaklayacağımız yerdeki binanın tepesinde bir kara kızıl renkli bayrak dalgalanıyordu. Burada çamaşırlarımızı topluca bir çamaşır makinesine attık ve burada tuvalet ve banyo da var.

Evet, şu anda Leipzig şehrinin merkezinde bir yerde konakladık. Ama bu sefer Leipzig'de yargılanan biz değiliz, bu sefer biz onları yargılıyoruz. Dünya emekçi sınırflarını, mültecileri ve tüm ezilenleri neden sınırlara hapsettilerinin hesabını oruyoruz onlardan. Koydukları sınırları ve yasaları, yürüyüşümüzle çiğneyerek kırıyoruz. Aslında geçmiş tarihte faşizme karşı mücadele edenleri ve ayaklanma örgütleyen Dimitrov'u da burada yargılarlarken, Dimitrov da onların mahkemelerini tanımadığını söylemişti ve faşizme karşı mücadele etmenin meşru olduğnu söylemişti. Kenedisinin komünist dünya görüşünü savunduğunu söylemişti. Bunun bir hayat biçimi olduğunu söylemiş ve bu kimliğini ısrarla savunmuştu. O da yargılanan durumundan çıkmış ve yargılayan haline gelmişti. Yargılamalardan söz açmışken çok uzun cezalara bizi çarptıran Türkiye mahkemelerinde yaptığımız yargılayan savunmaları ve direnişleri de burada anmadan geçmeyelim. Bir de Sacco ve Vanzetti'nin yargılanmalarında aldıkları baş eğmez ttumları da unutmayalım. Onlar daima bizim için örnek bir tutum sergileyenler olarak hafızamızda kalacaktır. Dimitrov ve sosyalizm denemeleriyle ilgili olarak bu yazıyı okuyan her kes farlı bir görüşe sahip olabilir. Sosyalizm denemelerinde eleştirilecek şey çoktur. Leipzig yargılamalarını burada yazı konusu yapmamız yalnıca geçtiğimiz şehir isminin anımsatması dolayısıyladır. Sosyalizm denemelerine karşı eleştirel analizler yapmak bu yazının konusu değildir. Bu nedenle bu yazıyı okuyanlar yanlış bir ön yargıya kapılmasınlar isteriz. Ancak uğradığımız mülteci kamplarında Yugoslavya, Azerbaycan vb. yerlerden gelmiş olanlara eski sistemle şimdiki sistem arasındaki farkı soruyorum ve onların hepsi şu cevabı veriyorlar: "Komünist dönem bu günkü dönemden daha iyiydi". Sosyalizm denemelerinin en kötü biçimi bile kapitalizmle kıyaslanmayacak bir farklılık oluşturuyormuş. İki sistem arasındaki farkı sorduğumuz her kes eskiden iş, konut, eğitim ve sağlık sorunlarının olmadığını söylyorlardı. Ancak şu anda iş, konut, ulaşım, eğitim, sağlık gibi temel insan yaşamıyla ilgili her şeyin büyük problem olduğunu söylüyorlar. Mesela, bugün gittiğimiz mülteci kampında konuştuğumuz Kosovalı birine aynı soruyu sorduk. Adam hiç yorumsuz olarak bize şunu söyledi: "Tito döneminde her şey iyiydi, insanlar birbiriyle savaşmıyorlardı. Ama Tito öldükten sonra her şey tersine döndü ve tüm ulusal etnik çatışmalar bundan sonra başlad". Tito ya da Dimitrov'la ilgili elbetteki eleştirel görüşlerimiz var, ancak bu yazının konusu bu değil bu nedenle bu konuya girmek gerekli değil şu an için.

Yüşüyüşümüzün işleyişi bir demokrasi örneği oluşturuyor diyebiliriz. Bu gün gelen ZDF televizyonuyla röportaj yapan arkadaş yürüyüşümüze sonradan katılan bir arkadaştı. Ne söyleyceği konusunda hiç bir sakınca görmeden arkadaşın bu televizyon ekibiyle konuşması sağlandı. Ne söylediğini bilmiyoruz. Ama "acaba yanlış şeyler söyler mi" diye hiç düşünmedik. İnanıyoruz ki arkadaş pratik olarak yaşadığı mülteci kampı ve izolasyon koşullarıyla ilgili gerekli şeyleri söylemiştir ve neden böyle bir yürüyüş yaptığımızı ve taleplerimizin ne olduğunu onlara açıklamıştır. Bizimle görüşmek isteyen irili ufaaklı basınla konuşmaları genelde İngilizce ya da Almanca bilenlerimiz yapıyor.

Bu gün bir sevindirici haber daha aldık. Osnabrück'ten geçen yürüyüşümüzün diğer bir kolu olan otobüs yolculuğuna Bramcshe mülteci kampından 7 kişi katılmış. Böylece otobüste giden mülteci sayısı 16'ya yükselmiş bulunuyor. Bu sayının ilerleyen günlerde daha da artacağını tahmin ediyoruz.

Evet, yarın Leipzig sokaklarını işgal edeceğiz. Buradaki etkinliklerimizde bize destek vermek için Samba müzik grubu da müzik etkinliği gerçekleştirecek. Bu arada Berlin'de kendilerini haberdar ettiğimiz Berlin Emek Ve Demokrasi Platformu'da oradaki çadırımızı ziyaret ederek bizim eylemimizi destekleme kararı almış. Yolumuz açık ve geniş olsun.

Yaşasın İnsanlaşma Ve Ortaklaşma Mücadelemiz
24.09.2012
Turgay Ulu
Leipzig

Language: 

Der Kampf von Flüchtlingen braucht Geld!

Die Karawane ist maßgeblich auf Spenden angewiesen. Unsere Organisation besteht überwiegend aus Flüchtlingen, die (wenn überhaupt) nur über sehr geringe finanzielle Mittel verfügen. Aus diesem Grunde haben wir 2008 den „Förderverein Karawane e. V.” gegründet. Unser Verein ist als gemeinnützig anerkannt und kann deswegen auf Wunsch Spendenquittungen ausstellen, so dass sie steuerlich absetzbar sind. Wenn bei der Überweisung die Adresse mit angegeben wird, verschicken wir die Spendenbescheinigung automatisch spätestens am Anfang des Folgejahres.

Kontakt: foerderverein(at)thecaravan.org

Unsere Bankverbindung lautet:
Förderverein Karawane e.V.
Kontonummer
: 40 30 780 800
GLS Gemeinschaftsbank eG
BLZ: 430 609 67

IBAN: DE28430609674030780800
BIC: GENODEM1GLS

Events

M T W T F S S
 
1
 
2
 
3
 
4
 
5
 
6
 
7
 
8
 
9
 
10
 
11
 
12
 
13
 
14
 
15
 
16
 
17
 
18
 
19
 
20
 
21
 
22
 
23
 
24
 
25
 
26
 
27
 
28
 
29
 
30
 
31
 
 
 
 

Syndicate

Subscribe to Syndicate