You are here

19 Aralığı Unutmadık, Unutturmayacağız

7. Yılında Tecrit İşkencesine Son

Tarih 19 Aralık 2000, Dünya halkları, faşist Türk devletinin, 20 cezaevine eş zamanlı yapılan ve adına “Hayata Dönüş” adı verilen cezaevleri tarihinin en büyük ve en kanlı operasyonlarından birine tanıklık etti. On binlerce askerin ve özel timin, polisi görev aldığı operasyonlar sırasında 30 devrimci katledildi. 7 yıldır süren Ölüm Orucu direnişinde ise 122 devrimci yaşamını yitirdi ve 500’ü aşkın devrimci sakat kaldı. Binlerce devrimci tutsak zorla F Tipi cezaevlerine nakledildi.
19 Aralık katliamının asıl hedefi toplumsal muhalefet ve onun en diri güçlerinin tutsak edildiği cezaevleriydi. Faşist diktatörlük dönemin Başbakanı Ecevit’in, IMF programını uygulamak için “önce cezaevlerine hakim olmamız gerekiyor” demesi boşuna değildi. 19 Aralık katliamının arka planında yatan ana tema buydu. Sömürgeci devlet toplumsal muhalefeti dizginleyebilirse IMF programını uygulayabilir, ABD’nin bölgesel çıkarlarına hizmet edebilir, özelleştirmeleri sessizce hayata geçirebilirdi. Bu sıralamayı daha da uzatmak mümkündür. Aradan geçen 6 uzun yıl bu saptamaların ne kadar gerçekçi olduğunu gözler önüne serdi. Türk devleti başta 2001 Şubat krizi olmak üzere süre gelen birkaç yılda, yaşadığı krizleri aşamada toplumsal muhalefeti geriletmenin rahatlığını yaşadı.
Sömürgeci Türk devletinin tarihi işçi sınıfına ve emekçi halklarımıza karşı katliamlarla doludur. Faşist sömürgeci devlet, sınıf mücadelesi ve Kürt özgürlük mücadelesinin yükseldiği her dönemde katliamlara başvurmaktan geri kalmadı. 19 Aralık 2000 yılında tutsakların hak gasplarına ve hücre tipi zindanlara karşı başlattıkları açlık grevi ve ölüm orucu direnişine bombalar ve uzun namlulu silahlarla cezaevlerine saldırdı.
Bugün hala tutsaklara yönelik saldırılar devam ediyor. İçeride ve dışarıda, Ölüm Oruçları sürdürülüyor. Behiç Aşçı, Gülcan Görür ve Sevim Saymaz Ölüm Orucunun 250. gününde olmalarına rağmen,
tutsaklara yönelik tecrit süreklilik ve keyfilik kazanarak devam ediyor.
İşçiler, emekçiler, ezilen göçmenler;
Tecrit işkencedir, insanlık suçudur. Tecrit daha fazla sömürü düzenidir. Tecrit geleceğimizin ellerimizden alınmasıdır, daha fazla postal sesidir. Susmak tecride ve ölümlere ortak olmaktır. Tecrit sürerken susmak, sermaye sınıfının, ezilen halklarımızı emperyalist tekellere pazarlamasına izin vermektir. Tecrit sürerken susmak ABD’nin paralı askeri olup Lübnan’a Filistin’e karşı İsrail’i savunmaktır. Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-Kon) olarak sizleri, ezilen tüm insanlık âlemini, 6. yılını geride bırakan tecride karşı sesinizi yükseltmeye çağırıyoruz. 19 Aralık katliamına uğrayanlar hakkında “devlet malına zarar vermekten” vb. onlarca yıla varan davalar açılmışken, katliamda bizzat görev alanların yargı önüne çıkarılmamaları düşündürücüdür. 19 Aralık katliamını gerçekleştirenler bir an önce yargı önüne çıkarılmalı ve haklarında yasal işlem başlatılmalıdır. Tecride karşı çıkmak hak, direnmek görevdir…
18.12.2006

19 Aralık katliamının sorumluları yargılansın!

3 kapı, 3 kilit açılsın!

Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük!

AvEG-Kon AVRUPA EZİLEN GÖÇMENLER KONFEDERASYONU

Language: